301 madenci ve yargının mezar taşı

Soma’da madencileri ölümüne çalıştıran patron, İstanbul Maslak’ta inşa ettiği 200 metre yüksekliğindeki gökdelende hiçbir masraftan kaçınmadı, Yargıtay üyelerinin değiştirilmesiyle binlerce yıl cezadan kurtuldu.

Okunma Sayısı: 532    |    Yazı Tarihi: 12.04.2022

13 Mayıs 2014’te 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma Katliamı’nın davası, 8 yıl sonra skandal bir kararla bitti. Vicdanını yitiren ülkenin fıtratında 301 madenciyi adaletsiz bırakmak vardı.

Soma Kömür İşletmeleri AŞ., Soma’da yerin yüzlerce metre altında madencileri ölümüne çalıştırırken patron kazandığı parayla İstanbul’un göbeğindeki Maslak’ta Avrupa’nın en yüksek gökdelenlerinden Spine Tower’ı inşa ediyordu. Üstelik kaçak katlar da çıkıyordu.

2010 yılında Soma’da madenciler daha derine indikçe İstanbul’da muhteşem manzaralı gökdeleni yükselmeye başlamıştı.

Lüks gökdelenin yalıtımı kaliteli olmalıydı.

Madencilerin çalıştığı alan eski imalatlar çevriliydi ama o galerilerin yalıtımı yapılmayarak facianın yolu döşendi.

Gökdelene en kaliteli yangın ve gaz sensörleri yerleştiriliyordu.

Madendeki pek çok alanda sensör yoktu, olanlar eski ve yetersizdi.

Gökdelene son teknoloji havalandırma sistemi milyonlarca dolara kuruluyordu. 301 madencinin hayatını kaybedeceği galerinin kendi havalandırma sistemi yoktu. Üretim sahasını dolaşan hava buraya doluyordu ve tek çıkışı vardı.

Maslak’taki lüks gökdelende acil çıkış yönleri özenle işaretlenmiş, acil çıkış merdivenleri geniş tutulmuştu.

ACİL ÇIKIŞ İÇİN PARAYA KIYAMADI

Yüzlerce madencinin çalıştığı galeri, gökdelenin acil çıkış merdivenlerinden dardı. Makineler yolları kapatıyordu. Üstelik faciadan 3 yıl önce, bu galeride yeni bir acil çıkış yolu yapılmasına karar verilmiş ama patron paraya kıyamamıştı.

Gökdelenin elektrik tesisatında masraftan kaçmıyordu patron. Ama madendeki elektrik sisteminde kablolar ve teçhizat alev sızdırmaz değildi, eski ve yetersizdi.

‘Spine’ yani ‘Omurga’ adı verilen gökdelenin seçkin misafirleri için güvenlik ön planda tutulmuş, her yer kameralarla donatılmıştı.

Madende ocak içi kavşak bölgelerinde hava ölçüm istasyonları bile yoktu. Madene yerleştirilen eski ev telefonlarıyla haberleşme sağlanıyordu.

Gökdelende, ofis ve rezidans sahiplerinin kendilerini özel hissetmesi için her detay düşünülmüştü. Madenciler için hayati önemdeki gaz maskelerinin filtreleri paslanmıştı. 2 bin 953 karbonmonoksit ferdi kurtarma maskesinin 2 bin 678 tanesinin kullanım süresi dolmuştu. Ölen madencilerin çoğunda gaz maskesi yoktu.

Katliam yolunda döşenen taşları anlatmaya sayfalar yetmez.

Hepsinde patron Can Gürkan’ın para hırsının izleri vardı.

Yönetim Kurulu Başkanı’yken işletme müdürü gibi çalışıyordu üretimi artırmak için. Masrafı hiç sevmezdi. Yapılacak her harcamada kendi imzasını zorunlu hale getirmişti. İşçinin hayatından daha ucuz bir kalem yoktu. Şirketin yazışmaları bunların delilleriyle doluydu.

Madenciler Soma’da 400 metre yerin altındaki yangında öldü, patron İstanbul’da 200 metre yüksekliğinde gökdeleni bitirdi.

Sadece sayılar bile anlatmaya yetiyor ne kadar açgözlü olduğunu.

KÖMÜRE DOYMUYORDU

Soma Kömür İşletmeleri AŞ., bu maden sahasını 2009’da Park Madencilik’ten devralmıştı. Park Madencilik, sürekli yangınlar çıkması ve su baskınları nedeniyle üretimden vazgeçmiş ve “İleride telafisi mümkün olmayacak problemlerle karşılaşacağız” demişti.

Soma Kömür İşletmeleri AŞ., kısa sürede üretimi, Park Madencilik’in üretiminin 2.5 katına çıkardı. Madende yılda 1.5 milyon ton kömür üretimi planlanmıştı. 2010’da 2 milyon 600 ton, 2011 yılında 2 milyon 619 bin ton, 2012’de 3 milyon 816 bin ton, 2013’te 3 milyon 566 bin ton kömür çıkarıldı. Sözleşmeye göre Soma Madencilik’in 2017 yılına kadar 14 milyon 177 bin ton kömür üretmesi gerekiyordu ama bu tarihten 2 yıl 10 ay önce 14 milyon 73 bin ton üretimi tamamlamıştı.

Patronun sırrı madencileri ölümüne çalıştırmaktı. Yani “Olursa olsun” diyerek işçi katliamını göze almıştı. Bu Türk Ceza Kanunu’nda ‘olası kast’ suçunu oluşturuyordu ve ‘301 kez olası kastla öldürme’ ve ‘162 kez olası kastla yaralama’ suçlamasıyla Can Gürkan ile 8 sanık hakkında iddianame düzenlendi.

8 yıl süren dava da bir hukuk faciasına dönüştü.

Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde savcı, mütalaasını açıklamak için 5 dakika ara istedi ve bir daha duruşmaya gelmedi. İki kere duruşma savcısı değişti. Mahkeme heyetine davadan el çektirildi. Sonunda mahkeme ‘olası kast ile öldürme’ suçundan değil bilinçsiz taksirle öldürmekten 12 yıl ile 20 yıl arasında cezalar verdi.

YARGITAY DAİRESİNDE ÜYELER DEĞİŞTİRİLDİ

Temyiz incelemesi yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 5 üyesi, 30 Eylül 2020’de oy birliğiyle ‘301 kez olası kastla öldürme’ ve ‘162 kez olası kastla yaralama’ suçundan sanıklara binlerce yıl ceza verilmesi gerektiğine hükmetti. 5 ay geçmesine karşın bu karar yerel mahkemeye gönderilmedi ve birden Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin üç üyesi değiştirildi. Hepsi bürokrasi kökenli 3 yeni üye yerlerine atandı. Eski Adalet Bakanı ve müsteşarı Kenan İpek, eski Hâkimler Savcılar Kurulu Genel Sekreteri Fuzuli Aydoğdu ve eski Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Mustafa Yapıcı artık heyetteydi. Bu sırada iki Yargıtay savcısı, halen yerel mahkemeye gönderilmemiş karara 8 Ocak 2021’de itiraz etti.

Yani Yargıtay 12. Daire’nin verdiği karar uygulanmadan aynı dairenin yeni üyelerince tekrar görüşülecekti. Milyonlarca sayfalık dava dosyasını, sadece gerekçesi 6 bin sayfa olan kararı yeni üyeler 5 iş gününde inceledi. Yeni üç üyenin oy çokluğuyla sanıklara bilinçli taksirden 12.5 yıl ile 20 yıl arasında hapis cezası verilmesine hükmedildi ve tahliye kararlarıyla tutuklu sanık kalmadı. Daire’nin eski iki üyesi ise ‘301 kez olası kast’ suçundan ceza verilmesi gerektiğini belirterek karara muhalif kaldı. Bu karar yerel mahkemeye gönderildi ve Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi bu karara uydu.

Geçen hafta Yargıtay 12. Daire bu kararı onadı, yargı faciası kesinleşti.

Can Gürkan, 4.5 yıl tutuklu yargılandıktan sonra tahliye edilmişti. Yargıtay’ın kararıyla 20 yıl hapis alan Can Gürkan, infaz indirimlerinden, 2020’deki infaz düzenlemesinden ve denetimli serbestlikten faydalanacak. Tutuklu kaldığı süre de cezadan düşürülecek. Avukatı sadece 6 ay daha cezaevinde kalacağını savunuyor. Haklıysa para hırsıyla 301 madencinin ölümüne neden olan Can Gürkan toplam 5 yıl hapis yatmış olacak.

KARARDAN UZUN MUHALEFET ŞERHLERİ

Şimdi kararın gerekçesi önümde duruyor.

Toplam 47 sayfalık gerekçenin ilk 7 sayfasını 1021 isim dolduruyor. Ölen 301 madenci, yaralanan 146 işçi ve onların yakınlarının isimleri sıralanmış. Hâkim Ahmet Er 6 sayfa, diğer üye hâkim Nadir Güngüneş 17 sayfalık muhalefet şerhinde 301 işçinin nasıl ölüme sürüklendiğini madde madde anlatmış. Hâkim Güngüneş daha önce Yargıtay dairesinin ‘Düğün yerinde kalabalık ortamda silahıyla oynayan, kırmızı ışığı iki kez ihlal eden ve uyarıları dinlemeyen, aşırı hız yapan’ sanıklara olası kasttan ceza verilmesine hükmettiğini hatırlatmış. Ve son olarak 301 madencinin göz göre göre ölüme sürüklendiği bu olayda ‘olası kast’tan ceza verilmezse bu ceza maddesinin hiçbir suçta uygulanamayacağını ifade etmiş.

Şimdi Soma’da 301 madencinin mezarı dizili. İstanbul’da ise 200 metrelik gökdelenin camekan cephesi gösterişli ışıldıyor. Aslında yargının ihtişamlı mezar taşına benziyor.