Man Adası kararı ne anlatıyor?

Okunma Sayısı: 534    |    Yazı Tarihi: 19.04.2022


Man Adası, Türk siyaset gündemine 21 Aralık 2017 tarihli konuşmayla girdi. CHP Genel Başkanı söz konusu konuşmasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kardeşi Mustafa Erdoğan ve oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın da bulunduğu yakınlarının Man Adası’ndaki Bellway Limited Şirketi’ne aktardıkları 15 milyon doları anlatmış ve dekontlarını göstermişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamayı yalanlamış, evrakların sahte olduğunu ileri sürmüş, aksinin ispatı halinde Cumhurbaşkanlığı’nı ve siyaseti bırakacağını söylemiş, Kemal Kılıçdaroğlu’na bu konuda da üç dava açmış, Kılıçdaroğlu da davalarda 651 bin lira tazminat ödemeye mahkûm olmuştu. Ancak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi geçen hafta içinde, sahte olduğu iddia edilen belgelerin sahteliği konusunda bir tespit bulunmadığını da söyleyerek bu kararı bozmuştur. “Düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasilerin işleyişi için hayati önemdedir” ibaresinin de yer aldığı bu dikkat çekici kararı, Cumhuriyet anında yakaladı ve “Olayların Ardındaki Gerçek” sütununda yayımladı; yazılarını yakından izlediğinizi tahmin ettiğim Miyase İlknur da Kılıçdaroğlu’na açılan davada oynanan oyunları ortaya serdi bir bir.      

***

Doğrusu Yargıtay’ın kararına benim gibi gazetedeki arkadaşlar da şaşırdılar, hatta biri Kemal Bey’in de şaşıranlar arasında olduğunu söyledi.                     

Baksanıza şu işe! Yakınlarıyla ilgili bir iddiaya kanıt olarak ileri sürülen ve Tayyip Bey’in “Bunlar sahtedir; aksini ispat ederlerse, Cumhurbaşkanlığı görevini de siyaseti de bırakırım” dediği belgelerle ilgili olarak verdiği kararda Yargıtay, “Hayır, bunlar sahte değildir” diyor, olacak şey mi bu!

Herhalde olayı “Türkiye’de hâkimler var” diye karşılayacak değiliz.

Türkiye’de tümüyle yürütmenin denetiminde olan yargının adil olmasına imkân yok.

Tıpkı yaklaşmakta olan seçimlerin adil yargının denetiminde yapılmasının imkânsızlığı gibi... Adil yargının koşulları ve güvenceleri yok ki adil yargı olsun. Ortağı MHP ile komisyondan geçirip Meclis’e getirdiği seçim kanunu teklifinden de sezilebileceği gibi, AKP’nin gelecek seçimlerde en fazla bel bağladığı hususlardan biri, devletin bütün erkleri ve kurumlarının milli iradeyi ifsat, baskı altında tutmak ve çiğnemek yolundaki girişimlerinde istisnasız tüm hukuk dışılıklara mutlak boyun eğerek itaat etmesidir.

AKP bu mekanizmayı, en ince ayrıntısına kadar ayarlamaya çalışmaktadır.

***

Ama bütün bu hazırlıklar hedefledikleri sonucu verecek görünmemektedir yine de.

Her alanda kontrolü yitirmiş bulunan AKP’nin, bütün dizginleri elinden kaçırdığı bir dönemde inceden inceye hazırladığı tezgâhın aksaksız işlemesi da imkânsızdır. Çete düzeninin saat gibi işlemesini engelleyecek, denetim dışı otonom hareketler, artan bir ivme ile oradan buradan baş vermeye başlamıştır. Seçimlere yaklaştıkça bunların daha da etkili olacaklarını göreceğiz. Olaylar AKP’yi aştı. Demokrasi ve hukuk kuralları içerisinde yönetebilmek yetisinden artık yoksun olan AKP, hukuk ve meşruiyet dışı yöntemleri de istediği gibi aksaksız şekilde yönlendiremeyecektir.

Son zamanlarda artan bir hızla gelişmekte olan denetimden sıyrılmış otonom hareketler, bu gidişatın göstergeleridirler.

İşte Man Adası kararı da bunu gösteriyor.


ALİ SİRMEN İsimli Yazarın Diğer Yazıları