Başaramazlar

Okunma Sayısı: 371    |    Yazı Tarihi: 10.06.2022


Eskilerin Menderes döneminin de pek revaçta deyimiyle seçim sath-ı mailine girdik.

Her ne kadar iktidar, “Erken seçim yok, 2023 Haziranı’ndan önce seçim beklemeyin!” diye bar bar bağırıyorsa da ister iktidar kanadından olsun, ister muhalefet, siyasilerin davranışları erken seçim işareti olarak algılanıyor. Bu arada iktidarın ek bütçe talebinin de baskın seçim göstergesi olduğu ileri sürülüyor.

Aslında iktidarın erken seçime gönüllü olmadığını biliyoruz. Ama ekonomik göstergeler, Türkiye’nin ekonomik koşullarının önümüzdeki kışı kazasız belasız atlatıp, sonra iktidar lehine sonuçlanabilecek seçime elverişli olmadığını gösterdiğinden, her şey daha da beter olmadan işin içinden en az hasarla sıyrılacak şekilde normal tarihinden önce sandığa gitmek zorunluluğunu ortaya çıkarıyor. İktidar ve yakın çevresi içinde bir de seçimi hiç yapmamak veya sonuç ne olursa olsun, oylamayı kazandığı yolunda hileli açıklama yoluna başvurmak, yani sandıkla iktidarı bırakmamak eğilimi var.

***

Gözü kara AKP’nin içinde bu eğilimde olanların yabana atılamaz bir ağırlıkları olduğu yadsınamaz. “Sandıkla bırakmama” yanlılarının bir kısmı sonuna kadar gitmeyi kuran gözü karalar iken, bir kısmı da bu söylentinin kökleşmesiyle muhalefet saflarında belirecek umutsuzluğu kışkırtma peşinde. AKP’nin gemi azıya almış tavrına karşın iktidarı sandıkla bırakmama lobisinin başarı şansı olmadığı açıktır. İç ve dış konjonktür bu lobinin emellerini gerçekleştirmesine elverişli bir seyir izlemiyor. 

Seçimi yapmamak veya milli iradeyi hile ile ifsat yolunu tutarak, açık, afişe istibdat rejimine geçişin başarı kazanması için yoğun dış destek zorunludur.

Türkiye’de darbeler sürecinde dış dinamiğin değil, yağma ve talan ekonomisinin neden olduğu ekonomik çıkmazın koyulaştığı dönemlerde, ama ekonominin “normal!” göründüğü sıralarda bile dış destek gerekliliği belirleyici etkendir.

“Emperyalizm tarafından, Türkiye’de istediklerini yaptıracakları uysal iktidarı yaşama geçirmek, kendilerine göbekten bağlı siyasal İslamcı çevrelerin elbirliğiyle dizayn ettikleri AKP’nin bu desteği sağlayacak, en güvenilir ortak değilse, Yahudi lobisinin cesaret madalyalı kucaklamalarını nasıl açıklamak mümkündür?” diye düşünüp iktidarın gerekli dış desteği sağlayacağı sonucuna varmak yanıltıcıdır...

***

Her şeyden önce AKP’nin simgesi olduğu siyasal İslam modeli, “Arap baharları” deneyimleri düş kırıcı sonuçları yüzünden, emperyalizmin desteğini yitirmiştir.

Bu arada genel modelin evrensel plandaki irtifa kaybıyla koşut olarak, AKP modeli de kendine has nedenlerin de katkısıyla gözden düşmüştür. AKP, yeni düzenin eşgüdüm başkanlığı özentilerine karşın başarısız olmuş ve gizli gündeminin kaçınılmaz sonucu olan zaman zaman kontrolden kaçan denetlenemez davranışları yüzünden, “beceriksiz”den sonra bir de “güvenilmez” damgasını yemiştir.

Bu durumda, Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik çıkmazında (boyutlarının, nerelere varacağı henüz belli değildir) debelenmekte olan AKP’nin ihtiyaç duyduğu ölçüde desteği sağlamadan, içeride duruma egemen olması olanaksız görünmektedir.

Türkiye’nin ulusararası konjontürün de katkısıyla gittikçe ağırlaşan ekonomik durumu, denizi bitirmiş kaptanın gemisi gibi karaya oturmuş olan yağma ve talan ekonomisinin günlük işleyiş çarklarını bile döndüremeyecek derecede acze düşmüş, politik çıkmazında, istibdat rejimini sürdürecek olanakları bulması mümkün değildir.

Türkiye’nin dünya ve Batı’daki yeri, NATO’daki işlevinin yeniden gözden geçirildiği ve aldığı güven notunun sürekli düştüğü bir dönemde, AKP’nin çarkları çevirecek, geniş toplum kesimlerinin yoğun yoksullaşması yüzünden halkın desteğini de kaybettiği bir ortamda istibdadını artırarak sürdürmesinin olanaksız olduğunu aklı başında olan herkes görmektedir.


ALİ SİRMEN İsimli Yazarın Diğer Yazıları