İşçiliğin Çocuk Hali

Okunma Sayısı: 329    |    Yazı Tarihi: 14.06.2022


Sermayeci lehine bir ekonomik düzeni öngören neoliberal politikaların benimsendiği ülkemizde, üretim faktörlerinin en değerlisi olan emek gücü her geçen gün daha da ucuzlaştırıldı. Devlet desteği ile hızla zenginleşen sermaye sınıfı karşısında daha da yoksullaşan işçi sınıfı arasındaki gelir düzeyi eşitsizliği, sosyal sınıflar arasında ciddi bir uçurum yarattı.  Emek sömürüsü üzerine kurulu bu üretim zincirinde sermayecinin, maliyeti azaltmak adına kayıt dışı işçi çalıştırmaya kadar varan usulsüz imtiyazlarının kurbanları ise mülteciler ve çocuklar oldu.

Yetişkinlerin iş bulmadığı, çocukların ise daha az maliyetli olmasından kaynaklı tercih sebebi sayıldığı iş gücü piyasasında, eğitim çağındaki çocuklar sağlıksız ortamlarda ve tehlikeli işlerde çalıştırılabildiği gibi;  bazen ölümle sonuçlanan iş kazalarına da kurban edildiler. 

Ülkemizde sürekli artan çocuk işçiliğinin en önemli sebebi yoksulluk olsa da siyasi iktidarın eğitim sisteminde yaptığı sayısız değişikliklerle eğitime erişimi zorlaştırmasının etkisi de büyük oldu. Toplumda eğitim seviyesi düştükçe oy oranı artan iktidarın, yaptığı değişikliklerle eğitime erişimi yalnızca varlıklı azınlığın çocuklarına mümkün kılarken; eşit ve parasız eğitimi sonunu getirmesiyle, maddi imkânsızlıklardan kaynaklı eğitimi tamamlayamayan çocukları da iş gücü piyasasının en ucuz emekçileri yaptı.

Köy okullarının kapatılmasını içeren taşımalı eğitim sistemi ile kırsal bölgelerdeki çocukları eğitimden kopararak, tarım sektörüne işçi potansiyeli yaratan iktidar, pandemi döneminin etkisiyle de ülke genelinde eğitim çağındaki çocukları emek sömürüsüne maruz bıraktı.

Sosyal devlet anlayışını sadaka düzeyindeki yardımlarla sınırlayan siyasi iktidar, yoksulluğu bitirilmesi gereken bir sorun olarak değil; idare edilmesi gereken bir strateji malzemesi olarak görmesinden kaynaklı herhangi bir hukuksal yaptırım ya da çözüm odaklı bir projeyi de uygulamaya koyamadı.

Her çocuğun temel gereksinimlerine eşit fırsatlarla erişmesini güvence altına alacak sosyal devlet anlayışına dair siyasi irade beyanı ise; ilk olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin, iktidarında uygulamaya koyacağı “Aile Destek Sigortası” projesinin tanıtımı ile geldi. Beslenme, barınma, sağlık ve eğitim gibi temel haklarının güvence altına alınmasını, gelir düzeyi düşük ve geliri olmayan her vatandaşların asgari düzeyde bir standartta yaşamını sürdüreceğini garanti eden bu proje ülke kaynaklarının kar değil, kamu yararı odaklı kullanılacağı detaylarıyla derinleşen yoksulluğun çözümüne dair bir umut oldu.


MİHRAP MİRAY ÇİRKİN İsimli Yazarın Diğer Yazıları