Devletin VIP kapıları hırsızlara açık, İnönü soyadına kapalı!

Okunma Sayısı: 481    |    Yazı Tarihi: 15.06.2022


İnönü soyadına yasak!

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucularından, Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyetin önderlerinden İsmet İnönü’nün oğlu, eski Başbakan yardımcısı, SHP Genel Başkanı Erdal İnönü’nün eşi Sevinç İnönü, İstanbul Havalimanı’nın VIP uçuşuna alınmadı.

Kapıda “Buradan uçamazsınız” diyenlere “Ne değişti?” diye soran İnönü’ye, “Eşiniz öldü” yanıtı verildi!

***

15 yıl önce yaşamını yitirmişti Erdal İnönü.

Görevlinin “Eşiniz öldü, o nedenle buradan uçamazsınız” yanıtına, “Turgut Özal da vefat etti, Mesut Yılmaz da... eşleri bu haktan yararlanıyor” yanıtını veren Sevinç İnönü, bu kez de “Listeden isminiz çıkarıldı” yanıtını aldı. 

***

Sevinç İnönü, bu konunun gündem olmasını istemedi ancak ben bir zihniyetin, bir hesaplaşmanın açık göstergesi olarak yazmak istedim.

AKP iktidarı boyunca havaalanlarının VIP bölümünden uyuşturucu kaçakçıları geçti... Kara para aklayan Zarrap’lar geçti... Vergi kaçıranlar geçti... Devleti soyanlar geçti... Saray’ın sözde sanatçıları geçti... Vatan hainleri geçti... Ancak bu ülkenin kurucu kadrosunun soyadına VIP yasak öyle mi?!

Geçiş hakkı olduğu halde İnönü soyadına havaalanını kapatan zihniyet, iktidarı boyunca karşıdevrimi ülkenin tüm kurumlarına sızdırdı... O sızıntılar iktidar ile çıkar çatışması yaşayınca 15 Temmuz’da darbeye kalkıştılar. 

Şimdi yine cemaat önderlerine, cemaat şakirtlerine, aklını şeyhine emanet edenlere devletin VIP kapıları sonuna kadar açıldı... Cumhuriyet devrimlerinin sembol isimlerine kapılar kapalı öyle mi?!

***

İnönü soyadı ile savaş yeni değil... Cumhuriyetin kurucu felsefesi ile tam bağımsızlık, çağdaşlık, uygarlık değerleri ile kavgalı din tüccarları, günümüz taliban anlayışı, iktidar olduğu günden bu yana açık ve örtülü öç alma siyasetini sürdürüyor.

Çanakkale’den, Kurtuluş Savaşı’na... Yeni, uydurulmuş, emperyalizmin çerçevesini çizdiği bir tarih yazmak... 

“Keşke Yunan galip gelseydi” diyenlerin yazmaya çalıştığı bir Cumhuriyet tarihinden söz ediyorum!

***

20 yıldır iktidar kesintisiz olarak ellerinde... Başaramadılar... 

Devletin VIP kapılarında saltanat hayatı yaşayanları halk, ilk seçimde Meclis’in kapısının önüne koyacak.

******

Yandaşlar uyandı! Ege’deki adalarımız işgal altında!

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli kurmay Albay Ümit Yalım yıllardır uyarıyor...

“Türkiye’ye ait adalarımız Yunanistan’ın açık işgali altında” diyor...

Yunan asker dikti, kilise yaptı, papaz gönderdi...

Otel yaptı turistik sefer başlattı...

Türk adaları üzerinde 13 adet askeri üs kurdu...

Ege, Yunanistan’ın bir iç denizi haline dönüştü...

Ümit Yalım belgeleri ile kamuoyunu uyardı, bizler köşelerimize, haber sayfalarımıza, tv programlarımıza taşıdık...

***

2017 yılında avukat Kadir Kartal bir grup yurtsever ile tekne tuttu ve işgal altındaki Koyun Adası’na gitti. Ben de o gemide eylemi takip ettim. 

Kartal: 

“Kamuoyunun dikkatini çekmek, hükümetimizi, işgal karşısında görevini yerine getirmeye davet etmek için Ege Denizi’nde, Koyun Adası açıklarında bir araya geldik. Dikkatinizi çekerim, Kıbrıs büyüklüğündeki toprağımızı Yunanistan’a bıraktık!” dedi. 

AKP’den çıt çıkmadı... 

***

2004 yılında başlayıp adım adım ilerleyen işgal, Türkiye’nin egemenlik haklarının tüm dünyanın gözü önünde ihlal edilmesi ile son buldu. 

Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta düzenlenen Efes 2022 tatbikatında, “Türkiye, Ege’deki haklarından vazgeçmeyeceği gibi adaların silahlandırılması konusunda uluslararası anlaşmaların kendisine tanıdığı yetkileri gerektiğinde kullanmaktan da geri durmayacaktır” dedi.

Yandaş medya o gün bugündür yazıyor, tartışıyor...

Ne oldu da yıllardır süren suskunluk bozuldu?

***

AKP’nin iktidarda kalabilmesi mucizelere bağlı... Kopan seçmenleri milliyetçi söylemlerle yeniden bağlayacak bir hikâyeye ihtiyacı var...

Güvenlik kaygısı yaratacak bir hikâye...

İktidarın, seçim öncesi Ege’deki işgali “keşfetmiş olması” tesadüf mü? 

***

BAZEN BİR CÜMLE...

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun gözleri doldu dün yaptığı konuşmada...

Sadi Şirazi’nin sözünü hatırlattı:

“Dünyanın bütün nehirleri, adalete susamış bir insanın susuzluğunu gidermeye yetmez...”



TUNCAY MOLLAVEİSOĞLU İsimli Yazarın Diğer Yazıları