CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TV100’de “Candaş Tolga Işık ile Az Önce Konuştum” Programına Katıldı

Okunma Sayısı: 7720    |    Haber Tarihi: 14.12.2023

CHP Genel Başkanı Özgür Özel:

-“Kaybedeni olmayan bir kurultay yaptığımızı düşünüyorum. Bu kurultayın sonucunda bir bütün olarak bütün CHP’liler kazandı. Hatta bu kurultayın Türkiye'ye de kazandıran bir kurultay olduğu iddiasındayız. Bunu önümüzdeki günler gösterecek.”

-“Baba ocağı; Atatürk'ün evidir, CHP’nin tüm üyelerinin evidir. CHP’ye üye olmayan herkese de kapısı açıktır. Buyursunlar gelsinler baba ocağında yerlerini alsınlar. Çünkü baba ocağının tapusu bir kişiye kayıtlıdır, o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Hepimiz geliriz geçeriz, bu görevler olur biter ama tapunun sahibi değişmez.”

-“Recep Tayyip Erdoğan'ı İstanbul'un üstünde kupon arsa pazarlarken görmek isteyenler buyursunlar helikopterin sesini dinlesinler. Ankara'da da parsel parsel satanların tekrar dönme isteği var. O yüzden İstanbul'da Ekrem İmamoğlu'na oy vermek, İstanbul'un geleceğine sahip çıkmaktır. Ankara'da Mansur Yavaş'a oy vermek, Ankara'daki talanın karşısındaki bu dürüst yönetime sahip çıkmaktır.”

-“Benim örgüte bir taahhüdüm var. Memnuniyet anketlerine bakacağız. CHP’li belediye başkanları partisini yukarı çekiyorsa, partisinden ilerideyse, kendi seçildiğinden ilerideyse, yani halk memnunsa listelerde yer alacaklar. Değilse yer almayacaklar.”

-“Diyelim ki 10 tane aday adayı var, bu aday adaylarını ankete koyduk 7’si kazanamıyor 3’ü kazanıyor. Şu çizginin 7’si gerisinde 3’ü ilerisinde. O 3’ünden biri kadınsa o kadını atarız. 3’ü de kazanıyorsa kadını. Çünkü kadın belediye başkanı önemli bir şey ve çok az var. Her yerde, her partide önemli.”

-“Dijital Demokratik Katılım devrimini CHP olarak başlatıyoruz. Göreceksiniz peşimizden tüm partiler gelecek. Böyle bir etkileşimden kimse kendini mahrum bırakamaz. Ben meseleye böyle bakıyorum. Ve bir iddiam vardı, burada geçen yayında söylemiştim. Dedim ki, benim hedefim CHP’yi Türkiye’nin en iyi yönetilen kurumu haline getirmek. Bu hedefteyiz. Bu vizyonda bir ekibimiz var ve bu yolda ilerliyoruz.”

-“Hatay'da vereceğimiz karar çok tarihi bir karar olacak. Çünkü depremden sonra ‘Hatay, Başkan hakkında ne düşünüyorsa o karara biz uymak zorundayız’ dedim. Onu göreceğiz. Zaten eğer Hatay bir şey söylüyorsa, vatandaş bir şey söylüyorsa sen onunla inatlaşıyorsan onun bedelini sana sandıkta ödetir. Ama ben Hataylıların bu düşündüklerini merak ediyorum.”

-“CHP’nin PM’sinde, CHP’lilerin ağırlığı var, kimsenin ağırlığı yok. Ne benim ne Ekrem Bey'in ne bir başkasının.”

-“CHP’nin Genel Başkanlığı yapmış, benden önce bu işi yapmış 4 kişi var şu anda. 4 kişi, 5’incisi yok. O yüzden her bir tanesi bir hazine. Elbette danışırım, elbette sorarım. Bunu kompleks edenden lider olmaz esas. Lider dediğin doğrusunu yapmak için doğru yere danışandır. Her şeyi bilen, ben bilirim ben bilirim diyenden lider olmaz. Olsa olsa işte kötü diktatör örnekleri oluyor. Onlardan bir tanesi olur.”

-“Bir parti faaliyetini sürdürüyorsa, aday olurken temiz kâğıdı almış belediye başkanları, milletvekilleri varsa ve senim benim gibi mecliste yemin edip görev yapıyorsa, AK Partisinden MHP’sine herkes de onların o makamlarını sayıyor, söz hakkını ondan istiyor, arkada iltifatta kusur etmiyorsa sonra göz önünde bu insanları şeytanlaştırmaya çalışmanın bir anlamı yok. Çünkü siyaset yapmaya çalışıyorlar, bırakın siyaset yapsınlar. Siyaset alanını kapatırsanız o toplum kendini başka yerde temsil edilmek mecburiyetinde hisseder. Bu doğru bir şey değil. Siyaset alanı çok sağlıklı bir alandır ve barışçıl bir alandır.”

-“ Hiçbir partiyle seçim ittifakına kapalı değilim çünkü bu yerel seçim. Yerel seçimin yerel dinamikleri var ve ben partim için en iyi sonucu almak istiyorum. Ben Türkiye için en iyi sonucu almak istiyorum. Ben İstanbul için en iyi sonucu almak istiyorum. Onun için ben ne İYİ Partiyle, ne Gelecek’le, Saadet’le, ne DEM Partiyle… Ben bütün partilerle ve o partilerin çok değerli üyeleriyle, sempatizanlarıyla, oy verenleriyle bir büyük ittifakı oluşturmanın Türkiye’nin yararına olduğunu düşünüyorum.”

-“Tayyip Erdoğan’a, onlara her şey mubah, onlara her şey sevap. Biz yaptığımızda bize mekruh. Böyle bir şey yok. Onlar çok eski ezberler, onları unutacaklar.”

-“Geçmiş dönemde cumhuriyette yaşanmış acılar varsa bu acıları tartışmanın sıcak siyasetin alanı değil tarihçilerin alanı olduğunu değerlendiriyoruz. Bu mevzuyla ilgili sürekli dönüp dönüp birtakım yaraları kaşımanın kimseye faydası olmadığını düşünüyoruz. İYİ Parti ile DEM Parti arasındaki bu tansiyon benim üzerinde durup da kaşıyacağım ya da üstünü örtmeye çalışacağım bir alan değil. İki farklı siyasi partidir. Ben kendi alanımla meşgulüm. Cumhuriyetin kurucu kadrolarına, cumhuriyet devrimine ve cumhuriyeti bugüne getirenlere büyük bir minnet duyuyorum. Cumhuriyetin altı okuna sahip çıkıyorum ve Cumhuriyet Halk Partisinin, cumhuriyetin 2. yüzyılında da bu ülke için en önemli ve en gerekli iktidar alternatifi olduğunu düşünüyorum.”

-“Halil Umut Meler, Türkiye'nin gururu bir hoca, FIFA kokartlı. Halil Umut Meler’in kendisiyle de görüştüm, ‘Sakın siz utanmayın, utanacak hiçbir şeyiniz yok ama ben utanıyorum’ dedim. Dünyada belki 5 bin televizyona bu görüntülerle haber olmuşuz, bu mu yani Türkiye? Bunu yaşattılar, gerçekten utanç duyuyorum...”

-“Sayın Bakan 5 yıllık Antalya'nın toplam arıtma atık su bedelini peşin olarak Antalya Belediyemize versin veya herhangi bir belediyemizin 5 yıllık atık su giderini versin, arıtmayı biz yapacağız hemen. Hodri meydan!”

-“Yılmaz Hocaya talimat vermek ne haddimize, öyle bir şey olmaz. Utanç duyuyorum bu ifadeden. Yılmaz Büyükerşen’le birlikte, Eskişehir'in yarınlarını da düşünerek, memnuniyet anketine bakarak, Eskişehirlilerin ne söylediğine bakarak Yılmaz Hocayla birlikte oturularak konuşulacak ve Yılmaz Hoca evladı için bir karar verecek. O kararı hep birlikte oturacağız konuşacağız. Eskişehir Yılmaz Hoca'nın evladı, ben öyle görüyorum.”

-“Hiçbir Belediye Başkanı değişimci değil diye cezalandırılmayacak, değişimci olduğu için ödüllendirmeyecek. Normal objektif kriterlerle, memnuniyet anketleriyle ilerleyeceğiz.”

-“Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı, geçmiş bir kurultaydan önce kendisi hakkında söylenen iyi şeyleri hatırlamakla, kötü şeyleri unutmakla mükelleftir.”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, TV100'de "Az Önce Konuştum" canlı yayınında Candaş Tolga Işık'ın sorularını yanıtladı ve gündeme ilişkin şu açıklamalarda bulundu:

Candaş Tolga Işık- ‘Az Önce Konuştum’a hoş geldiniz. Yine bir Salı akşamı canlı yayında karşınızdayız sevgili seyirciler. Siyasetin gündemi çok yoğun. Birçok gelişmenin yanı sıra yaklaşan yerel seçimler var. Biz de bugün Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel'i konuk ediyoruz ‘Az Önce Konuştum’da… Hoş geldiniz Sayın Genel Başkan.

Özgür Özel- Hoş bulduk.

Candaş Tolga Işık- Öncelikle çok çok teşekkür ediyorum size. Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanı olarak seçilmeden önce burada sizinle son programı yaptık. Dedim ki, ‘seçildiğinizde söz verin bana ilk buraya geleceksiniz.’ Araya Uğur Abi girdi ama Uğur Abinin forsu büyük, benim de ona gücüm yetmiyor. Her zaman da her söylediğini başımızın üstüne koyuyoruz. Kırmayıp burada olduğunuz, sözünüzü tuttuğunuz için teşekkür ederim.

Özgür Özel- Ben teşekkür ederim, sağ olun.

Candaş Tolga Işık- Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak uyandığınız ilk sabah nasıl bir sabahtı?

Özgür Özel- Güzel bir sabahtı ama omuzlarımda çok ağır bir yük olduğunu fark ettim. Tabii kazanacağımı düşünüyordum, biliyordum. Yayında da sordunuz. Kazanacağıma emindim ama bunun böyle hani kazandıktan sonra böyle sevinmeye, mutlu olmaya vakit olacak bir iş olmadığının da farkındaydım. Çünkü seçimi kazandık hemen arkasından çok kritik bir yerel seçim gündemimiz vardı. Hatta öncesinde önümüzde, üç hafta sonra yapmamız gereken bir Tüzük Kurultayı gündemimiz vardı. Ardından yerel seçim gündemimiz vardı. O yüzden ağır bir sorumlulukla uyandım. Ama tabii bir seçimi başarıyla tamamlamış olmak her zaman iyi bir şey. Çok klasik olacak belki ama bu seçimde belki önde bitiren, fazla oy alan taraf bizdik ama kazanan CHP’ydi. Kaybedeni olmayan bir kurultay yaptığımızı düşünüyorum. Bu kurultayın sonucunda bir bütün olarak bütün CHP’liler kazandı. Hatta bu kurultayın Türkiye'ye de kazandıran bir kurultay olduğu iddiasındayız. Ama bunu önümüzdeki günler gösterecek.

Candaş Tolga Işık- Siz değişim sloganıyla yola çıktınız. Sizi eleştirenlerin de en çok söylediği şey seçilmiş olmanıza rağmen yaptığınız listenizin aynı isimlerden, az çok partide bilinen isimlerden oluşması. Bu nasıl değişim diye soruyorlar. Aynı soruyu sorayım size; o zaman bu nasıl değişim?

Özgür Özel- Bu şaka mı?

Candaş Tolga Işık- Bana sormayın, eleştirenlere söyleyin.

Özgür Özel- Kamera şakası mı? Çünkü seçimden önce konuştuğumuzda bu soruyu yanıtlamıştım. Ve demiştim ki ‘Parti Meclisi listesine baktığınızda, geçmişten hiçbir isim görmeyeceksiniz’ ve yok. Yani benim dışımda hiçbir başka isim yok. Belki istisnası Selin Hoca ama o birkaç kez geldi gitti. Onun dışında burada…

Candaş Tolga Işık- Selin Hoca da bu arada sizi destekliyordu zaten. Süre içerisinde değişimci olarak pozisyonunu almıştı yani.

Özgür Özel- Tabi tabi. Şöyle bir gerçeklik var. Kamuoyunda çok tartışılan isimler vardı. 25 tane çok dönemdir görev yapan arkadaş vardı. Bunların 18’i bizi desteklemiyordu. 7’si bizi destekliyordu. Bu 7 kişinin ismi devamlı soruluyordu. O 7 arkadaşımız, büyük bir fedakârlık göstererek aylar öncesinden hiçbir görev talep etmeyeceklerini, değişimin kendilerinden başlayacaklarını söylemişlerdi. Ben de bunu teyit etmiştim. Listemde de hiç böyle bir isim yok. Ve o yüzden de bana böyle bir soru soruluyor olamaz. Ama o soruyu sormaya hevesliler.

Ben şunu söylemiştim sizin yayınınız da: ‘Parti Meclisimize baktığınızda üç şey göreceksiniz. Gençleri, kadınları ve örgütümüzü göreceksiniz.’ Parti Meclisi listemizin yaş ortalaması 43. Ben 49 yaşındayım. Parti Meclisi benden 6 yaş küçük. Parti Meclisinin içinden seçtiğimiz Merkez Yönetim Kurulunda gölge kabinemiz var. 17 bakan, bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı, 18 kişi Erdoğan'ın Kabinesi. Erdoğan'ın kabinesinde bir kadın bakan var. O kadın bakan da aileden sorumlu. 17 erkek bakan var. Bizim kabinemizde 9 kadın, 9 erkek var. İkinci sözü de tuttuk. Tam bir eşit temsil var. Üçüncü söz; örgütümüz kendini görecek demiştik. 60 kişilik listenin 34'ü geçmişte örgütün tozunu yutmuş, emek vermiş arkadaşlardan. Bunların 15 tanesi önceki dönem il ve ilçe başkanı. 13'ü il başkanı, ikisi de ilçe başkanı.

Yani ben Parti Meclisi listemde ne söz verdiysem tuttum. Benden başka bilindik, daha doğrusu benden başka geçmiş dönemlerde görev yapmış, kiminin deyimiyle yüzü eskimiş, benim deyimle deneyimli ve artık deneyimlerini farklı mekanizmalarla partiye aktarmak isteyen çok kıymetli arkadaşlarımızdan hiçbirisi yok. O yüzden dedim kamera şakası mı? Listede gerçekten o anlamda verdiğimiz sözlerin hepsini tuttuk. Çok yepyeni bir ekip var. Dediğim gibi kadın erkek eşitliği var, yaş ortalaması 43 ve kendi alanlarında son derece parlak, son derece yetenekli arkadaşlarımız var.


Candaş Tolga Işık- Muharrem İnce’yi tekrar baba ocağına davet edecek misiniz?

Özgür Özel- Ben, baba ocağıyla ilgili çağrımı kişiye özel değil, bütün Türkiye'ye yapıyorum. Çağrı aslında siyaset yapmaktan çok, baba ocağına gelmek ve orada hangi işin ucundan tutulacaksa o işin ucundan tutmaya yönelik. Yani benim dediğim şu değil. Gelip partimizde tekrar şu görevi, bu görevi alın. Burası baba ocağı. Kim kendini bu eve ait hissediyorsa bu evin kapıları açık. Bu eve gelinir. Bu evin kapıları kimseye de şartla açılmaz. Yani 'Şu görev için gel' ya da 'Şunu yapmayacaksan gel' gibi. Kapılar açılır, kapıdan içeri girerken üye olursunuz. Bazıları üye bile olmaz; gelir sığınır, üye olmasına engel kendince bir durumu vardır ama bu baba ocağında yerini alır. O yüzden böyle pazarlıklar, taahhütler, makamlar, mevkiler değil; baba ocağı Atatürk'ün evidir, CHP’nin tüm üyelerinin evidir. CHP’ye üye olmayan herkese de kapısı açıktır. Buyursunlar gelsinler baba ocağında yerlerini alsınlar. Çünkü baba ocağının tapusu bir kişiye kayıtlıdır o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Hepimiz geliriz geçeriz, bu görevler olur biter ama tapunun sahibi değişmez.

Candaş Tolga Işık- Bu davete aynı zamanda Muharrem İnce’ye de dahil mi?

Özgür Özel- Tabi herkes dahil. Yani dediğim gibi bir görev tanımı yapmaksızın, bir pazarlık etmeksizin…

Candaş Tolga Işık- Muharrem Beyin de öyle bir talebi yok bildiğim kadarıyla.

Özgür Özel- Bana zaten hiç böyle bir talep iletmedi.

Candaş Tolga Işık- Ekrem Beyle bir iki görüşmesi var bildiğimiz kadarıyla.

Özgür Özel- Biz Muharrem Başkan'la bir telefon mesajlaşması yaptık. Ekrem Başkan'dan bir randevu istemiş. Bizim Ekrem Başkan ile aramızda şöyle bir ilişki var: Birbirimizin bilmesi gereken ne varsa birbirimize söylüyoruz. Çünkü öbür türlü o kadar çok dezenformasyon, kirli bilgi falan var ki. Yani şöyle düşünün; muhabirin biri sordu. Ekrem Başkanla Muharrem İnce’nin görüşmesiyle ilgili bir soru. Siz de onu ondan duydunuz. ‘Vay araları bozuldu’ derler. Biraz çok biliyorsanız ‘Birlikte mi konuşuyor’ derler. O yüzden sağlıklı bir iletişimimiz var. Ekrem Başkan dedi ki ‘Muharrem İnce bir randevu istiyor.’ Ben de dedim ki ‘Siz kamu görevlisisiniz. Bir partinin Genel Başkanı. Mutlaka konuşacağı önemli şeyler vardır'. Ve o randevunun verilmesi son derece…

Candaş Tolga Işık- Sayın İmamoğlu’yla bir görüşmesinde İmamoğlu’na desteğini dile getirdi.

Özgür Özel- Çok doğru bir şey yapmış. Hem Muharrem İnce'ye bu yakışır; hem cumhuriyeti seven, İstanbul'u seven, Türkiye'yi seven herkese bu yakışır. Bu seçim herhangi bir seçim değil. Bu seçimde Ekrem İmamoğlu kazanacak ama eğer Allah göstermesin kaybederse helikopter geliyor. İstanbul'un üstünde uçup, kupon arsaları, birtakım zenginlere, birtakım yabancılara, körfez sermayesine pazarlayan helikopter geliyor. Recep Tayyip Erdoğan'ı İstanbul'un üstünde pata pata pata kupon arsa pazarlarken görmek isteyenler buyursunlar helikopterin sesini dinlesinler. Ankara'da da parsel parsel satanların tekrar dönme isteği var. O yüzden İstanbul'da Ekrem İmamoğlu'na oy vermek, İstanbul'un geleceğine sahip çıkmaktır. Ankara'da Mansur Yavaş'a oy vermek, Ankara'daki talanın karşısındaki bu dürüst yönetime sahip çıkmaktır.

Candaş Tolga Işık- CHP'nin İstanbul'da resmi adayı Ekrem İmamoğlu, Ankara'da resmi adayı Mansur Yavaş şu an diyebilir miyiz?

Özgür Özel- Resmileşmesi için bir prosedürü tamamlayacağız.

Candaş Tolga Işık- Onu daha tamamlamadık ama Genel Başkan olarak sizin iradenizi merak ediyorum.

Özgür Özel- Benim iradem bu yönde. Parti Meclisimiz var. Parti Meclisimize benim ve Merkez Yönetim Kurulumuzun uygun görüşüyle teklif edilecek. Parti Meclisimiz salt çoğunlukla bu önergeye katıldığı takdirde resmen adaylaşacaklar.

Candaş Tolga Işık- Muharrem İnce’nin İzmir adaylığı konuşuldu. Muharrem Bey buna cevap verdi, böyle bir talebi olmadığını dile getirdi. Buradaki adı geçenler de bunun doğru olmadığına dair bir takım şeyler söylediler, haberler de yapıldı. Olabilir de ayrıca. Fakat sizin bu tartışmaları nasıl takip ettiğinizi merak ediyorum; bir. İkincisi; Muharrem İnce özelinde… Muharrem İnce son seçimin mağdurlarından bir tanesi. Çünkü ciddi bir kumpas kuruldu. Yani o kaset kepazeliği, işte onun üstüne yapılanlar falan yani olacak iş değil bunların hiçbir tanesi. Ve çok net bir şekilde Muharrem Beye yapılan bu tavra karşı tavır aldı vicdanlı olan herkes. Sizce de Muharrem İnce şu noktada gösterdiği bu tavırla CHP Genel Başkanı olarak sizden az önce söylediğiniz tavrın dışında bir adım daha yaklaşılması, biraz daha sıcak daveti hak etmiyor mu?

Özgür Özel- Şimdi birincisi; İzmir meselesini Ekrem Bey de söyledi, ‘Hiç böyle bir şey konuşmadık’ diye bana da söyledi, kamuoyuna açık da söyledi. Zaten ben şunu büyük bir saygısızlık olarak kabul ederim: Bir partinin Genel Başkanına, bir başka partinin Genel Başkanı, belediye başkan adaylığı teklif edecek. Bu olacak bir şey değil yani. Hani bunu benden duysa birileri ya kardeşim deli misiniz der yani, olacak şey mi der yani. ‘Böyle bir nezaketsizlik olur mu’ denir. Ben belediye başkan adaylığını, bir başka partinin Sayın Genel Başkanına teklif edecek noktada değilim. Muharrem Bey'in de böyle bir talebi olduğunu düşünmüyorum. O Ekrem Bey ile yapılan görüşmeden sonra o tartışma kim tarafından o şekilde ortaya atıldı, alevlendirildi, ne maksatla yapıldı inanın bilmiyorum. Bize bir faydası yok. Muharrem Beye hiç yok. Yani bu kadar net. Bir partinin Genel Başkanı kendisi.

Muharrem Bey'in yaşadığı süreç, hepimizin yaşadığı o süreci bir geriye dönüp bakıldığında o süreçte en büyük mağdurlardan bir tanesi de CHP’dir. Çünkü bizimle hiç ilgisi olmayan bir konuda sanki Muharrem İnce'ye kumpas kuran taraf CHP’ymiş gibi bir algı yaratmaya çalıştılar. Hadi gidin üstüne. Sonuna kadar gidin. Devletin bütün imkanları elinizde. Kim yapmış, kim çıkarmış, kim yaymış, kim paylaşmış? Yapın bunları. Mesela orada bir takım işte çok detaya gerek yok ama WhatsApp gruplarında binlerce kişinin olduğu yerden bir tane CHP’li bulup tuttular, gözaltında tuttular içeri koydular falan. Ama seçim atmosferi geçtikten sonra hadi bu ipin ucunu sonuna kadar çeksinler, görelim kimmiş. Bir kumpas kurulduğu doğru. Ben Muharrem Başkan'a o zaman da dayanışma duygularımı ifade ettim, her zaman ifade ederim. Hiç burada bir sıkıntım yok. Benim grup başkanvekilliğimi yapmış çok kıymetli bir büyüğüm. Ayrıca iki kere partide Genel Başkan adaylığı iddiası koymuş, iki kez Genel Başkanlık için yarışmış. Partinin Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmiş birisi. Ona karşı yapılanlar evet kumpas ama kumpasın bir tarafı CHP’ymiş gibi göstermeye çalışmak -ki bunda kesinlikle ne İnce'yi ne partisini suçluyor değilim- ama o işi hadi Süleyman Soylu yapmıyordu, Ali Yerlikaya belli şeyleri sonuna kadar takip ediyormuş. Hadi takip etsinler, çıkarsınlar bakalım o kumpası kim kurmuş, niye kurmuş? O yüzden meselenin o tarafı başka. Onun dışında bu konuda söyleyecek başka bir şeyim yok.

Candaş Tolga Işık- Muharrem İnce'nin Memleket Partisi ile birlikte, CHP’ye katılmasına sıcak bakıyor musunuz?

Özgür Özel- Şimdi partinin partiye katılması başka bir prosedür. Bu bir CHP-SHP arasında oldu, tüzüğümüzde yazar. Partinin partiye katılması başka bir şey, o iki partinin birleşmesi, bir partinin tarihinde öyle çok sık başvurulacak bir yöntem değil. Ama şimdi ben burada ne söylesem… Bakın o parti şöyle bir şey söylemedi şu anda. Mesela Muharrem İnce şunu dese ki, ‘Ben artık…’ Ki demesini tavsiye ediyorum diye de anlaşılmasın. Yani bu işler bugün oyun yüzde 30, diğerinin oyu senden daha düşük diye bir kibirle tepeden kimsenin kimseye bakmaya hakkı yok. Türk siyasi tarihi, bir seçim önce birinci parti olanların bir seçim sonra 3 partinin birden baraj altında kaldığını da gördü, birinci partinin yüzde 2’yle parlamento dışında kaldığını gördü. O yüzden siyaset her şeyi kaldırır kibri kaldırmaz. O yüzden benim bazı söyleri çok özenli kullanmam lazım. Ama bir siyasi parti ‘Ben siyaset arenasında varlığımı sona erdiriyorum. Ve kendimi yakın hissettiğim, geçmişte de siyaset yaptığım partiye dönme iradem var’ derse o zaman hani bu soruya ben şöyle diyebilirim: ‘Şöyle dönebilirler, böyle dönebilirler, kapılar açık…’ falan. Ama bir başka siyasi parti, daha hükmü şahsiyetini sürdürüyorken, Genel Başkan sıfatını taşıyorken, il başkanları, ilçe başkanları varken, bir genel merkezi varken benim böyle bir şey söylemem hakikaten kibirlilik olur, burnu büyüklük olur. Ama böyle bir niyetleri varsa bu niyet beyan edilir. Ondan sonra gerisi konuşulur. Ben tabi hani bugün için parti partiyle birleşme çok başka bir şey. İki parti kurultay yapıyor, birleşiyor falan. Onun yerine yine söylüyorum öyle bir irade olacak olsa o parti usulüne uygun olarak kapatılır ve usulüne uygun olarak gelinip partiye üyelik başvuruları yapılır. Ama belki de kim biliyor bir sonraki seçimde o partinin iktidar adayı partilerden bir tanesi olmayacağını. Yani buradan, bir seçim kaybettiler diye de kimseyi küçük görmenin, iddiasız görmenin manası yok.

Candaş Tolga Işık- Bahsettiğiniz açıklama Muharrem Bey'den gelirse eğer bu sizi mutlu eder mi?

Özgür Özel- Şöyle; derse ki biz böyle böyle partimizi kapatıyoruz, vazgeçtik ve biz CHP’ye dönüyoruz.

Candaş Tolga Işık- Vazgeçtik ama demez herhalde Sayın Genel Başkan.

Özgür Özel- Vazgeçtik desin demiyorum yani. Vazgeçerse, kapatır ya.

Candaş Tolga Işık- Şimdi bu sizin anlattığınız senaryo biraz şey bir hikâye yani binlerce insan da onunla birlikte hareket ediyor. Şu anda kamuoyundaki benim gözlemim…

Özgür Özel- İşte bunu ben niye konuşayım? Yani şimdi ben bunu konuşurken ben mesela Memleket Partisi'ne gitmiştik, Muharrem Başkan bana Genel Başkan katının bir kat altında cep telefonlarından üye kaydı yapan, 15-20 tane genci bize gösterdi falan. Heyecan içinde o parti için çalışan gençler şimdi beni duysalar rahatsız olurlar. Yani onu söylüyorum. Ama siz soruyorsunuz. Şimdi ‘Memnun olurum’ desem ‘Partimiz kapanırsa memnun mu olacakmış Özgür Ağabey’ derler. O gençlerin her birine, bizim her aşamada, bundan sonraki 50 yılda ihtiyacımız var. Onlar cumhuriyetçi gençler, Atatürkçü gençler, ülkesini seven gençler, bu saray rejimine itiraz eden gençler. O yüzden benim partimin de Türkiye Cumhuriyeti'nin de ihtiyacı var. Kimseyi üzmek, kırmak istemem. Ama partinin kapıları ardına kadar açık. ‘Geleceğim’ diyene de kimseye ‘Gelme, seni istemiyoruz’ demeyiz.

Candaş Tolga Işık- Hiçbir taleple gelmemeleri şartıyla diyorsunuz ama?

Özgür Özel- Şöyle bir şey var. Bu parti kapılarını açtı mı gelip Atatürk’ün partisine gelinecek bir parti. Onun dışındaki meseleler başka meseleler. 

Candaş Tolga Işık- İstanbul ve Ankara’da. Ankara’da Mansur Başkandan, İstanbul'da Sayın İmamoğlu’ndan bahsederken benim gönlümdeki adaylar onlar diyorsunuz.

Özgür Özel- O süreci şöyle anlatmama müsaade edin. Benden önceki Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu üç ismi açıklamıştı. Kurultay sürecinde de bana da soruldu, ‘Üç isim açıkladı ne dersiniz’ diye. Şimdi partinin üç değeri ve gerçekten de anketlerde iyi durumda olduğunu bildiğimiz, sokakta gördüğüm... Ben Aydın'ın sokaklarında görüyorum Topuklu Efe'nin karşılığı var mı, yok mu? İnanılmaz bir karşılığı var. Mansur Yavaş'ın ne demek olduğunu Ankara'da, Ekrem İmamoğlu'nun karşılığını İstanbul'da; Türkiye'nin her yerinde görüyorum. Öyle olunca zaten olacak bir şey. Ama şu şerhle söyledim. Seçilmemiş bir kurulun yetkilerini kullanmak istemem. Parti Meclisimiz seçildi, ben olumlu görüş bildiririm ve onaylar olursa. Bu partinin seçilmiş kurullarına saygıdan dolayı ve ümit ediyorum ve çok kuvvetli ihtimalle görüyoruz ki burada zaten Parti Meclisinde tek bir karşı çıkan bile olmaz. Benim orada hiçbir şüphem yok.

Candaş Tolga Işık- İzmir dahil mi bu söylediğinize?

Özgür Özel- Hayır bu söylediğime Genel Başkan üç isim açıklamıştı o üç isim üzerinden konuştuk. Bunun dışındaki CHP’de olan belediyeler için memnuniyet anketleri yaptırıyoruz. Memnuniyet anketlerinin sonuçlarına göre bakacağız. Bu İzmir'in dahil olmaması, İzmir'den benim memnun olmam, olmamam falan değil. Genel Başkanımızın kapsamına aldığı üç ilden biri olmadığı için bana sorulmadı. Ama bu aşamada benim bir taahhüdüm var örgüte; milletin, halkın gönlünde olan benim de gönlümde, olmayan değil. O yüzden memnuniyet anketlerine bakacağız. Seçildiğinden ileride olanlar, partisini yukarıya çekenler devam edecekler. Bu performansı gösterememiş olan arkadaşlarımızın yerine, bu performansı göstereceğini umduğumuz yeni isimleri görevlendireceğiz.

Candaş Tolga Işık- İzmir’de Tunç Bey seçildiğinden ileride değilse parti oyundan aşağıdaysa aday olmayacak demek midir?

Özgür Özel- Şüphesiz olmayacak, net. Hiçbiri olmayacak.

Candaş Tolga Işık- Son anketinizdeki durum ne İzmir’de? Tunç Bey ileride mi, geride mi?

Özgür Özel- İzmir’de öyle bir anket görmüş olsam zaten o kararı çoktan vermiş olurduk. Çok net bir şey var. CHP’li belediye başkanları partisini yukarı çekiyorsa, partisinden ilerideyse, kendi seçildiğinden ilerideyse, yani halk memnunsa listelerde yer alacaklar. Değilse yer almayacaklar. Bu cevap, Tunç Bey'e özel bir cevap değildir.

Candaş Tolga Işık- Ne zaman alacaksınız o cevabı?

Özgür Özel- Birkaç hafta içinde memnuniyet anketleri tamamlanır. Süreç içinde atanan ve atanmayan belediye başkanları, yeniden görevlendirilen arkadaşlar olur. Dinlenecek arkadaşlar yerine başka biri gelecekse de orada partililik bilinciyle yeni arkadaşlarına destek verirler.

Candaş Tolga Işık- Tartışma programlarında sürekli şöyle bir şey duyuyorum ben. Sürekli duymuyorum da ara ara duyuyorum. Bunu sizi bulmuşken direk size sormak isterim. İzmir'de sizin Sayın Özlem Çerçioğlu'nu -ki benim çok başarılı bulduğum belediye başkanı- Ekrem Başkan'ın da Buğra Beyi, Büyükşehir Belediyesi'nde birlikte çalıştığı Buğra Bey’i istediği, aranızda bununla ilgili bir anlaşmazlık olduğu söyleniyor. Bu doğru mu? Böyle bir şeyi hiç konuştunuz mu?

Özgür Özel- Doğru değil. Şöyle ki, Ekrem İmamoğlu'yla biz İstanbul konuşuyoruz ve İstanbul'u da yeterince konuşamıyoruz. Yani çok üzerinde çalışmamız gerekiyor. Zaman yaratmamız gerekiyor. İstanbul'un seçilmiş İl Başkanı Özgür Başkanımızla, ilçe başkanlarımızla ve Ekrem Başkanımızla birlikte oturup İstanbul üzerinde titizlenmemiz gerekiyor. Çünkü en iyi sonucu almak istiyoruz. Biz İstanbul'da, büyükşehir belediye meclisinde çoğunluğu sağlamak; hatta kıl payı değil, belli bir farkla sağlamak istiyoruz bunun için. Bazen Ekrem Başkan'dan şöyle telefonlar geliyor. Mesela bugün dedi ki: ‘Filanca ilden bir eski milletvekili benimle görüşmek istiyor. Başkanım ne yapalım’ dedi. Dedim ki ‘Siz belediye başkanısınız. Şimdi İstanbul'dadır, görüşmek istiyordur. Elbette görüşün.’ Ben dedi belediye falan konularına girince, Genel Merkez var. Buraya niye geliyorsunuz diyorum ama kırılıp bozuluyorlar falan diye de kendisi söyledi. Çok vakit bulabilirsek İstanbul üzerinde daha yoğunlaşmayı doğru buluruz. Öyle İzmir için Ekrem Başkan'ın bir şey söylediği yok. Bizim bir şey söylediğimiz yok. Biz İzmir'de memnuniyet anketini yaparız. Anket olumluysa, başkanımızla devam ederiz. Ankette tereddüt varsa tekrar ederiz. Anket olumsuzsa aday değiştirmeye karar veririz. O zaman profil anketi yaparız nasıl bir profil burada başarılı olur. Aday adaylarını ankete koyarız. Sayı belli bir noktaya geldi onu da söyleyeyim. Sırf İzmir için değil birçok seçim bölgesi için söylüyorum Candaş Bey. Diyelim ki, örnek; 10 tane aday adayı var, bu aday adaylarını ankete koyduk 7’si kazanamıyor 3’ü kazanıyor. Şu çizginin 7’si gerisinde 3’ü ilerisinde. O 3’ünden biri kadınsa o kadını atarız. 3’ü de kazanıyorsa kadını. Çünkü kadın belediye başkanı önemli bir şey ve çok az var. Her yerde, her partide önemli.

Candaş Tolga Işık- Sadece siyasette de değil her şeyde önemli.

Özgür Özel- 3 adaydan 3’ü de erkekse sandığı koyarız örgütümüze sorarız. 3 adaydan 2’si kadınsa 2 kadın arasında sandık koyarız. Yani bizim bakış açımız bu. Bu tabi elbette ki ne olabilir yani kamuoyu araştırması önemli bir şeydir. Bazı yerde 30 bin nüfusun altında sağlıklı sonuç vermiyor, saha araştırmaları yaptırılıyor. Milletvekillerimizi, 40 ile yolladık. 40 ile daha yollayacağız. Rapor yazıp geliyorlar. Kanaat önderleriyle görüşüyorlar. Yani temayül yoklaması dediğimiz şehrin eğilimini alıyorlar. Ayrıca bizim en çok başvurmak istediğimiz yöntem; bakın geçen hafta 658 birimde yani belde ve ilçede örgütümüze, ‘Adayı bul. Tekse ve uygunsa bize söyle. İlan edelim. Çoksa temayül yoklaması yap. Bize bildir. İlan edelim’ diye yazı yolladık. Yani Türkiye'deki her iki adaydan biri için örgüt denetiminde ön seçim yetkisi verdik. Bu hafta belki 200 – 300 yer için daha vereceğiz. Sonraki hafta bir daha vereceğiz. Yani parça parça yetkiyi örgütümüze devredip, oradan sonuç alıp adayları ilan etmeye başlıyoruz. Bizim bu seçimlerde başarılı olmak dışında bir seçeneğimiz yok.

Candaş Tolga Işık- Sizin seçimlerden önce önseçim sözünüz de vardı bu arada.

Özgür Özel- Zaten tutuyoruz. Yani önseçim dediğimiz örgüt denetiminde önseçim. Bu sözü tutuyoruz. Ben bütün örgüte seçimden önce de söyledim. Anketi yaparız, ankette birisi fırlıyorsa onu aday yaparız. Düşünün deminki örnek. 10 aday sordum biri seçiliyor ve fırlamış, 9’unda risk var. Sandık koyup da riskli birini seçtirmenin bir manası yok. O bir kişiyi aday gösteririz. Ama birkaç kişiyle seçilebiliyorsa koyarız, örgüt karar verir kimi seçeceğine.

Candaş Tolga Işık- Sizin CHP’li belediye başkanları için başarı kıstasınız nedir?

Özgür Özel- Aslında bunu keşke zaman olsa yani program için demiyorum siyaset için söylüyorum. Objektif kriterleri detaylandırarak ve aslında anlık ölçülebilir yani hayalimde o var. Önümüzdeki bir dahaki yerel seçime giderken herkes kendi başarısını, kendi cep telefonundan takip ediyor olacak. Yani neyi başarı kabul ediyoruz. Mesela elektronik yolla ulaşan teşekkür ve şikayetler, şikayetlerin çözülme hızı, çözülmüş şikayetlere yapılan geri bildirimler. Bunun yanında yeşil alanı ne kadar metrekare artırdığı, atık suyla ilgili sorunları nasıl çözdüğü, iyi şehircilik uygulamasıyla ilgili ölçülebilir neler yaptığı üzerinden bir elektronik karneye ihtiyaç var. Bu çağda bu mümkün. Bugün pek çok meslek, elektronik karneyle anlık olarak performans takibini yapabiliyorken biz de yapabilmeliyiz. Hatta millet görmeli, hatta ayda bir sefer oy vermeli, ona göre ilerlemeli süreç. Ben öyle düşünüyorum. Bugün buraya gelirken sizin şuraya 5 dakika mesafedeydik. Bilim ve Teknolojiden Sorumlu Gölge Bakanımız Pınar Hanım'dan bildirim geldi. Dedi ki ‘Djital demokratik katılım (DDK) hazır. Store’a yükledik. Onay geldikten sonra sizin kullanımınıza açacağız.’ ‘Dijital Demokratik Katılım.’ Kongreden beri çalışıyorlar, son halini vermişler, onayımdan sonra yani eksiklikler görmezsek, testini de yapmışlar, kullanıma sunacağız. Şudur. Bizde kurultay delegeleri, il kongresinden seçilirler. Kurultaya kadar partinin en aranan insanlarıdır herkes onları arar, herkes el üstünde tutar. Sonra onlar bir gün Genel Başkanı, bir gün Parti Meclisini seçerler. O kurultay delegeleri unutulur. Dijital Demokratik Katılım ile ilk aşamada, her Parti Meclisinin gündemindeki kritik konular, bütün kurultay delegelerinin önüne düşecek. 'Bu konuda ne düşünüyorsun?', 'Parti Meclisine Genel Sekreterin şu sunumuyla başlayacağız'. Üç numaralı madde örneğin; yüzüncü yıl affı. Atıyorum yani o konuyu geçtik ama yüzüncü yıl affı. Bu konuyu bin 200 seçilmiş kurultay delegemize sorduk. Yüzdesel olarak cevapları bunlar. Cinsiyete göre kırılım, bölgelere göre kırılım, yaş skalasına göre kırılım. Yani şu yaştaki delegeler ne düşünüyor, bu yaştakiler ne düşünüyor. Onu görmeden müzakereye başlamayacağız. PM, MYK'ya; MYK, Genel Başkan'a anlık ve süresi soran tarafından; ‘İki gün içinde cevaplar mısın’ kurultay delegesine. ‘Bana bu soruyu bir saat içinde görüş verir misin’ Genel Başkan’dan MYK üyelerine. Bir Dijital Demokratik Katılım. Bir sonraki adımı 1 Nisan’ı hedefliyoruz. 1 Nisan sonrasındaki adımımız şu: 1 milyon 400 bin CHP üyesi, kurultay delegelerine, PM’ye ve Genel Başkan’a görüşlerini söyleyecekler. Sabahleyin Genel Başkan kalkacak. Örnek veriyorum, X açılımı yaptık veya bir kanun teklifi verdik veya bütçe konuşması yaptım dün akşam değil mi? Soracağım. Dün akşamki bütçe konuşmamın şehrinizde nasıl yankılandığını, şu aşağıdaki soruları cevap vererek iki gün içinde yanıtlayın. Tak 1 milyon 400 bin üyenin ne düşündüğünü alacağız. Dijital Demokratik Katılım devrimini CHP olarak başlatıyoruz. Göreceksiniz peşimizden tüm partiler gelecek. Böyle bir etkileşimden kimse kendini mahrum bırakamaz. Ben meseleye böyle bakıyorum. Ve bir iddiam vardı, burada geçen yayında söylemiştim. Dedim ki, benim hedefim CHP’yi Türkiye’nin en iyi yönetilen kurumu haline getirmek. Bu hedefteyiz. Bu vizyonda bir ekibimiz var ve bu yolda ilerliyoruz.

Candaş Tolga Işık- Ben Profesör Doktor Naci Görür’le bir program yapıyorum Kafa TV'de, Merkez Üssü. Türkiye Jeoloji Mühendisleri Odası bir rapor yayınladı çok yeni ve 18 ilin içinden fay hattı geçtiğini ve bu 18 ilin birinci derecede insanların hayatını tehlikeye atacak deprem riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Ve Naci Hoca siz de tanırsınız çok kıymetli.

Özgür Özel- Dikkatle takip ediyorum.

Candaş Tolga Işık- Bunları anlatırken ağladı programda. Yani bu o sadece hocanın değil bilimin gözyaşları Türkiye'de. Ve şunu söyledi dedi ki, ‘Bir gecede 50 binden fazla insanı mezara soktuk. Ne bir vali, ne bir bakan, ne bir belediye başkanıistifa etmedi.’ Şimdi bu soruyu şunun için soruyorum. O 6 şehirden bir tanesinin belediye başkanı da Cumhuriyet Halk Partili.

Özgür Özel- 10 şehirden.

Candaş Tolga Işık- Tabii dâhil ederseniz.

Özgür Özel- Tabii yani Osmaniye'de de kayıp var sonuçta.

Candaş Tolga Işık- Tabii çok haklısınız. Siz mesela Hatay Belediye Başkanını başarılı buluyor musunuz? Bir sonraki dönem yeniden aday yapacak mısınız?

Özgür Özel- Bunu geçtiğimiz günlerde memnuniyet anketi çalışılırken ‘Hatay'ın anketini oldukça detaylı; siyasi kırılımlara göre, ilçe kırılımlarına göre ve elinizde bulunan, bulunmayan bütün kırılmalara göre detaylı alalım. Hatay'da vereceğimiz karar çok tarihi bir karar olacak. Çünkü depremden sonra ‘Hatay, Başkan hakkında ne düşünüyorsa o karara biz uymak zorundayız’ dedim. Onu göreceğiz. Zaten eğer Hatay bir şey söylüyorsa, vatandaş bir şey söylüyorsa sen onunla inatlaşıyorsan onun bedelini sana sandıkta ödetir. Ama ben Hataylıların bu düşündüklerini merak ediyorum. Çünkü Hatay’da, ben depremden 12 saat sonra Malatya'daydım bir hat izleyerek 3 gün sonra da Hatay'daydım. Hatta Bodrum Belediyesinin kurmak istediği çadır kentin ilk çorbasını içen bendim, 2 gün 12 saat yani 2,5 gün sonra oradaydım. Orada şöyle bir şey vardı. ‘Geç kaldılar. Gelmediler. Ayrımcılık oldu’ diyerek hükumete müthiş bir tepki vardı. O tepki hâlâ sürüyor. ‘Bizi en sona bıraktılar, enkaz kaldırmada sona bıraktılar…’ Hatay'da iki duygu birbiriyle yarışıyor: ‘Oyu iktidardan yana verelim, yoksa bunlar CHP'li belediye oldu diye bizi yine bırakırlar.’ İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerinden Hatay Büyükşehir Belediyesi, Hatay'a 2 buçuk milyarlık yardım yaptı ve yatırım yaptı, bu emeğin karşılığında yani ‘Hatay Büyükşehir Belediyesi CHP'de olmasaydı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi yardımına koşmasaydı biz perişandık. Biz buna karşı doğrusunu yapmalıyız. Ve bu yönetimi devam ettirmeliyiz.’ Bunda Hatay'ın ne düşündüğünü ben de gerçekten çok merak ediyorum ve ona göre karar vereceğiz.

Candaş Tolga Işık- Size vatandaş olarak sorabilir miyim? Sizce Hatay’da yaşanan yıkımda Hatay Belediyesi'nin de sorumluluğu var mı?

Özgür Özel- Şimdi bir şehirde yıkım yaşanıyorsa, o şehirde herkesin sorumluluğu vardır. Bir bina yıkılıyor daha önce çok konuşuldu bu. İşte 42 tane imza binada var. O imzaların çok önemli bir kısmı merkezi yönetime ait, bir kısmı yerel yönetimlere ait. Orada herkesin sorumluluğu vardır. ‘Dirençli kentler’ diye yeni bir kavram var. Daha doğrusu bizim yeni radarımıza giren bir kavram var. Bir kentin her türlü doğal afete karşı ve depreme karşı dirençli olarak inşa edilmesi lazım. Bunun büyük planlarının büyük otorite tarafından yapılması lazım. Ama daha küçük planlarının kenti yönetenler ve daha küçük belediyeler tarafından. Büyükşehir belediyesi ve belediyeler tarafından yapılması lazım. Burada bir kusur biçilecekse ‘Yerel yönetimlerin hiç kusuru yoktur’ demek mümkün değil. 10 belediyeden 1’i bizim, ben o kusuru alırım. 9 kusurun da Adalet ve Kalkınma Partisi'ne ait olduğunu dikkatlerinize sunarım.

Candaş Tolga Işık- PM’de Ekrem İmamoğlu’nun mu ağırlığı var?

Özgür Özel- PM’de kimsenin ağırlığı olduğu iddia edilemez. CHP’lilerin ağırlığı var. Bizim PM çünkü mesela Recep Tayyip Erdoğan'ın dolma kaleminden ya da Sayın Devlet Bahçeli'nin söyleyip de yanında özel kaleminin yazdığı bir şeyle oluşmuyor. Şöyle oluşuyor bilmeyenler için söyleyeyim. Kurultay başlıyor; ilk karar, PM başvuruları şu saatten itibaren alınacaktır, başvurabilirsiniz. Bizim 1200 tane delegemiz var. PM’ye aday olabilmek için sadece delege olmak değil parti üyesi olmak yetiyor. Belli bir sayıda imza alacaksınız, o imzalarla kurultay delegelerinden imza alacaksınız. Bizim 600 tane, 450 tane adayımız oluyor. Hepsinin birden isimlerini bir çarşaf listeye yazıyoruz. Yanında kutucuklar oluyor, bir tane de kalem veriyoruz. Giriyor tek tek her bir delege kendisi karar veriyor. Bu delegelerin karar vermelerine katkı sağlamak için 'anahtar liste' uygulamaları var. Yani Özgür Özel'in anahtar listesi diye bir anahtar liste var ama Ekrem İmamoğlu'nun anahtar listesi diye bir anahtar liste yok. Bir gün önceki kurultayı kazanan Genel Başkan, Bilim Yönetim Kültür Platformuna 12 kişi öneriyor içinden 8’i seçiliyor. Diğer tarafa da 52 kişi çarşaf listeyle seçiliyor. Birçok anahtar liste olabiliyor. İller anahtar listelerini yapabiliyorlar. Çok çeşitli anahtar listeler olabiliyor. Ama bir bileşke, akıl onu oluşturuyor. Öyle Ekrem İmamoğlu’nun şusu, Özgür Özel’in busu diye bir şey yok. Ama en çok kim etkili oldu derseniz burada. Bütün CHP’lilerin katkısı var. İl başkanları. Ben seçildikten sonra 81 il başkanını davet ettim. Ertesi gün de il başkanları, kendi aralarında bir araya gelerek örgütün işte sen bir genç ver, sen bir kadın ver, bak bu arkadaşımız iyidir diyerek anahtar listeler hazırladılar. O bileşkeye en büyük katkıyı il başkanlarımız yaptı. Ama CHP’nin PM’sinde, CHP’lilerin ağırlığı var, kimsenin ağırlığı yok. Ne benim ne Ekrem Bey'in ne bir başkasının.

Candaş Tolga Işık- Sayın Kılıçdaroğlu Ankara’da bir ofis açtı şu ara çok da siyasi magazinde çok konuşuluyor ofis. Gidenler, gelenler, ofisin ziyaretçileri de çok konuşuluyor. Siz en son 8 Aralık’ta görüştünüz galiba.

Özgür Özel- Evet birkaç gün önce. Doğru 4 gün önce.

Candaş Tolga Işık- Meslektaşlarım size sordu, siz de nezaket ziyareti dediniz buna. Ne konuşuyorsunuz Sayın Genel Başkanla gittiğinizde?

Özgür Özel- Her şeyi. Yani ilk önce ailelerin hatırlarını soruyoruz tabi doğal olarak. Yani ben hanımefendiyi soruyorum, çocukları soruyorum, torunları soruyorum İpek’le Barış var.

Candaş Tolga Işık- Kurultayda bir an var. Selvi Hanımefendi siz kendisini selamlarken size bir sitemde bulunuyor konuşmanızla ilgili. O an ne hissettiniz?

Özgür Özel- O bir yanlış anlaşılma. Şöyle ki, onu yanlış çözümlemişler. ‘Özgür niye çok bağırdın’ mı falan diye. Öyle bir şey değil.

Candaş Tolga Işık- ‘O bağırma olmadı’ diyor size galiba, ‘yakışmadı’ mı öyle bir şey diyor.

Özgür Özel- Hayır öyle demiyor. Yani şöyle diyor, zaten Selvi Hanım'a da sorulursa doğrular. ‘Özgür, sen de oradaydın ya’ dedi. Yani aslında bu tarafı daha çarpıcı ama millet ‘çok bağırdın’ dedi, öyle kaldı.

Candaş Tolga Işık- Anlamadım açar mısınız?

Özgür Özel- Şöyle; 39 milletvekilinden bahsettim ya ondan sonra, ‘Özgür bu olmadı. Sen de oradaydın ya’ dedi. Yani o 39 milletvekili verilirken. Sonra ben dedim ki, o sırada da Kemal Bey de söz istemişti. Selvi Hanım ile el ele duruyoruz. Kemal Bey de kalkmak üzere. ‘Anlatacağım efendim’ dedim, yerime geçtim. Kemal Bey salona geçti. Sonra ben sol elimle Selvi Hanım'ın sağ elini tuttum, ‘Efendim ben yoktum” dedim. ‘Sen 8'li komisyonda yok muydun’ dedi. Yoktum dedim, Engin Özkoç vardı. Aynen böyle oldu. Ayrıca dedim ‘Ben, 39 milletvekili verildiğini sabah 08.00’de öğrendim efendim’ dedim. ‘Öyle mi, bilmiyordum’ dedi. Ben de Selvi Hanım'ın elini öptüm ve o dakikada helalleştik. Ama tabi o kısmı şey diye yazmış televizyonlar. İşte Selvi Hanım çok bağırdın ya. Yani çok bağırdın ya değil, sen de oradaydın ya dedi. Ama o gürültüden yanlış çözmüşler.

Candaş Tolga Işık- Sayın Kılıçdaroğlu’yla bu yaklaşan yerel seçimler öncesi, aday isimlerini falan da konuştuğunuz oluyor mu?

Özgür Özel- Yani son görüşmemizde ne bir şehir ne bir aday ismi geçmedi. Son görüşmede önce işte aileler nasıl falan sorduk. Çocukları, torunları. Sonra genel olarak Filistin üzerine uzun konuştuk. Ben işte Kıbrıs, Bosna Hersek, Almanya ziyaretleri… Almanya’ya gitmek üzereydim, o gün gidecektim hatta uçağım öğlen saatlerindeydi. O konularda bilgi verdim. Genel Başkan, Batı'nın Filistin meselesine yaklaşımıyla ilgili birtakım tahlillerde bulundu. Yani Almanya’nın tutumuyla ilgili konuştuk. Tarihsel hepimizin üzerinde birleştiği şeyler. Bunun dışında konu konuyu açtı. Bir takım geçmişten beri olan hususlar var. Mesela askeriyenin envanterinde Atatürk’le ilgili olan bazı şeylerin Milli Savunma Bakanlığı ya da Silahlı Kuvvetler envanterinden sarayın müzesine geçtiğiyle ilgili bir bilgi kendisine ulaşmış, onu söyledi. Bunun bir üstüne gitmek, bir bakmak lazım, bunu bir sormak lazım dedi mesela. Onu not aldım falan. Böyle şeyler. Genel durumla ilgili, 'Koşturuyorsunuz, yoğunsunuz. Takip ediyorum' dedi. Böyle bir genel, birazcık işte tarih. Günler nasıl geçiyor diye ben söyledim. Aktif siyasetten biraz uzak kalmaya çalışıyorum, daha çok farklı şeyler okumaya çalışıyorum falan diye bir şeyler söyledi. 3 günlüğüne veya 2 günlüğüne bir İstanbul’a gitmiş. Kızı EYT’den emekli olmuş. İlk maaşıyla bize bir yemek ısmarlamak istedi, ondan gittik dedi. Böyle çok samimi, hoş bir sohbet oldu.

Candaş Tolga Işık- Hiç kurultay sürecini konuştunuz mu?

Özgür Özel- Onu Sayın Genel Başkanı evinde ziyaret ettiğimde ve devir teslimde zaten konuşmuştuk. Evde biraz daha genel konuştuk. Sonra baş başa kalınca hani kurultayla ilgili bizde bir kusur var mı, şu bu böyle konuştuk ve hani böyle o süreci sağlıklı bir şekilde geçirdik.

Candaş Tolga Işık- Görüşmeye devam edecek misiniz?

Özgür Özel- Niye etmeyelim. Yani sonuçta ben şöyle söyleyeyim. Ben seçildikten sonra Atatürk’ü, İnönü’yü, Ecevit’i, Deniz Baykal’ı mezarlarında gittim ve ziyaret ettim. Partinin seçilmiş Genel Başkanıyım ben. Ardından bundan önce Sayın Genel Başkanın da hürmette kusur etmediği hem Karayalçın’ı, hem Altan Öymen’i, hem Hikmet Çetin’i ziyaret ettim. Onları evlerinde ziyaret ettim. Sonra onlar geldiler beni Genel Merkezde ziyaret ettiler. Genel Başkanı da iki kez ziyaret ettim. Bundan sonraki süreçte de söyle düşünün; şimdi biraz önce ne oldu? Ben aslında size söz vermiştim programı bir hafta erteleyince Uğur Ağabey devreye girdi sonra siz ne dediniz Uğur Ağabey deyince bizim meslekte dediniz kıdem önemli üstadımız bizim falan. Uğur Ağabeyin kulaklarını ne güzel çınlattık.

Şimdi sizin meslekte Uğur Ağabey gibi akıl danışabileceğiniz birkaç kişi var. CHP’nin Genel Başkanlığı yapmış, benden önce bu işi yapmış 4 kişi var şu anda. 4 kişi, 5’incisi yok. O yüzden her bir tanesi bir hazine. Elbette danışırım, elbette sorarım.

Ama şöyle yani millette nasıl bir hani bunları söyleyenlerde nasıl bir kendi içlerinde farklı bir kompleks duygusu oluşmuşsa bana diyor ki mesela bir gazeteci, bir televizyon yorumcusu ‘İcazet almaya mı gittin?’ Mesela şöyle sordular bana, Tanju Özcan’ın affı meselesi… Vallahi dedim şunu yaparım, bunu yaparım, bir de Genel Başkana sorarım tabi dedim. ‘Vay efendim bunu Genel Başkana soracaksan senden lider olmaz.’ Ya kardeşim, Tanju Özcan Genel Başkana sert eleştirilerde bulunmuş, gitmiş partinin önünde koltuğu aşağıya atmış, bunun üzerine partiden ihraç edilmiş. Doğrudan Genel Başkanı hedef almış. Ben mevcut Genel Başkan olarak benden önceki Sayın Genel Başkanın hukukunu gözetmezsem bu koltuğun hakkını vermemiş olurum. Ve ben aradım biliyor musunuz? Dedim ki, Sayın Genel Başkanım, Tanju Özcan’la ilgili süreç bu. Bana bildirilen şu. Yani il başkanı biz Kemal Beyi ziyaret etmiştik, affederiz demişti. Bu doğruysa af talebi var ve biz bunu yüzüncü yıl affı kapsamında değerlendiririz. Ama sizin gönlünüz kırılacaksa böyle bir şey yapmam dedim. Sayın Genel Başkan da dedi ki, yo sorun yok ama sana biraz tepki gösterenler olabilir. İstersen dedi bir temayül yoklaması yap, elini güçlendir. Yo dedim ben kendimle ilgili riski alırım efendim dedim. Siz affettiyseniz biz de affederiz, ben o riski alırım. Elimi güçlendirmek için temayül Bolu’ya sordum onlar da istiyor yapmak yerine böyle yürüdük. Bana diyorlar ki, sen Kemal Beye şunu sorduysan senden lider olmaz gibi bir laf. Ben böyle komplekslere sahip değilim. Dediğim gibi akıl danışabileceğim bir beşincisi yok. Dört tane önceki Genel Başkan var. Sıkıştığımda telefonla sorarım. Ben Afganistan meselesini de Hikmet Çetin’le konuşuyorum. Benim parti tarihiyle kafama bir şey takılsa Altan Öymen’den başka birisini aramak aklıma gelmez. Ben özellikle bu vergi kanunları, yolsuzluklar gibi meselelerde bir yerde takılsam Kemal Beye danışmayacağım da kime danışacağım veya partide zorlu bir kararda. Bunu kompleks edenden lider olmaz esas. Lider dediğin doğrusunu yapmak için doğru yere danışandır. Her şeyi bilen, ben bilirim ben bilirim diyenden lider olmaz. Olsa olsa işte kötü diktatör örnekleri oluyor. Onlardan bir tanesi olur.

Candaş Tolga Işık- Yarın DEM Partiyle görüşecek misiniz?

Özgür Özel- Evet. Saat 12.30’da nezaket ziyaretine gideceğim. Daha doğrusu hayırlısı olsun ziyaretine gideceğim.

Candaş Tolga Işık- Bu önemli. Nezaket ziyareti diye özellikle altını çiziyorsunuz.

Özgür Özel- Şöyle; ben Genel Başkan seçildim, Sayın Eş Genel Başkanlar ayrı ayrı beni aradılar, konuştuk ve bundan sonra görüşürüz dedik. Ardından bir hayırlısı olsun ziyareti olması beklenir. Sonra şunu öğrendim ben. DEM Parti'nin Genel Başkanları bizden hemen önce seçilmiş, ancak o kurultay atmosferinde Kemal Bey hayırlısı olsun ziyaretine gitmemiş. Onların seçimi bizden önce olduğu için partiler arası ilişki gereğince nezaketli olan, doğru olan benim gitmem. Ben yarın her iki Eş Genel Başkanı da birlikte ziyaret edeceğim ve kendilerini geçirdikleri kurultaydan sonra üstlendikleri görevden dolayı tebrik edeceğim. Bu önemli bir şey yani yapılması gereken bir şey.

Candaş Tolga Işık- Herhangi bir ittifak planınız ya da büyükşehirlerde aday gösterip göstermeme üzerine bir konuşma planlamanız var mı?

Özgür Özel- Benim bu aşamada hani randevu alırken böyle bir gündemim yok. Yarın sohbet sırasında sohbet bu tarafa evrilirse başka bir şey olur. Evrilmezse… Kaldı ki, daha sonrasında belki onlar da bizi ziyarete geleceklerdir. Yani ben şöyle bir şeyi doğru bulmuyorum, Türkiye demokrasisi açısından sağlıklı değil; herhangi bir partiye gidince o partiye gitti, bu partiye gitti. Niye gitti diye bile sormuyor. Şöyle düşünüyor, ne vardı kongre vardı, kongresi onların önceydi hayırlısı olsun ziyaretine gidiyor, kutlamaya gidiyor, geçmiş olsuna gidiyor, şuna gidiyor buna gidiyor. Ama taraflardan bir tanesi DEM Parti olursa bu ziyarete bambaşka anlamlar yüklüyorlar, üstüne düşüyorlar. Ama bu ziyareti yapan AKP’yse sorun yok. Veya MHP’nin Genel Başkan Yardımcıları, Grup Başkanvekilleri arkada DEM Partinin Meclis Başkanvekiliyle otururlar, yemek yerler, şakalaşırlar hiçbir şey yok. Ama CHP bayramlaşsın DEM Parti'yle, işte eski HEDEP’le, efendim öyle mi oluyor, böyle mi oluyor? Ben o partiye oy veren seçmenlere de bunu bir saygısızlık, o partide siyaset yapan mevkidaşlarımıza da bir saygısızlık görüyorum. Bir parti faaliyetini sürdürüyorsa, aday olurken temiz kâğıdı almış belediye başkanları, milletvekilleri varsa ve senim benim gibi mecliste yemin edip görev yapıyorsa, AK Partisinden MHP’sine herkes de onların o makamlarını sayıyor, söz hakkını ondan istiyor, arkada iltifatta kusur etmiyorsa sonra göz önünde bu insanları şeytanlaştırmaya çalışmanın bir anlamı yok. Çünkü siyaset yapmaya çalışıyorlar, bırakın siyaset yapsınlar. Siyaset alanını kapatırsanız o toplum kendini başka yerde temsil edilmek mecburiyetinde hisseder. Bu doğru bir şey değil. Siyaset alanı çok sağlıklı bir alandır ve barışçıl bir alandır.

Candaş Tolga Işık- Siz herhangi bir seçim ittifakına tamamen kapılıyız mı diyorsunuz? Yoksa değerlendiririz mi diyorsunuz DEM Partiyle?

Özgür Özel- Ben hiçbir partiyle seçim ittifakına kapalı değilim çünkü bu yerel seçim. Yerel seçimin yerel dinamikleri var ve ben partim için en iyi sonucu almak istiyorum. Ben Türkiye için en iyi sonucu almak istiyorum. Ben İstanbul için en iyi sonucu almak istiyorum. Onun için ben ne İYİ Partiyle, ne Gelecek’le, Saadet’le, ne DEM Partiyle… Ben bütün partilerle ve o partilerin çok değerli üyeleriyle, sempatizanlarıyla, oy verenleriyle bir büyük ittifakı oluşturmanın Türkiye’nin yararına olduğunu düşünüyorum. Ve adaylarımıza, CHP’nin adaylarına verilebilecek destekler için son derece burada… Tayyip Erdoğan’a, onlara her şey mubah, onlara her şey sevap. Biz yaptığımızda bize mekruh. Böyle bir şey yok. Onlar oturdular, günlerce görüştüler, mutabakatlar yaptılar, masaya nasıl oturacaklarına karar verip açıklama yaptılar. CHP, Belediye Başkan adayı çıkaracak, bu belediye başkan adayına da örneğin işte genel seçimlerde DEM partiye oy veren bir grup seçmen oy verecek, bunun altında bilmem ne arayacaksın, siyaset yapıyorsun. Hiç öyle kimse Adalet ve Kalkınma Partisi böyle esnek bir hareket alanına sahip ama sana geldiğinde o alanlar daralıyor. Böyle bir şey yok. Onlar çok eski ezberler, onları unutacaklar.

Candaş Tolga Işık- DEM Partisi demişken; DEM Partisi, Şeyh Said’e destek açık açıklaması yaptı, İYİ Parti de soru önergesi verdi. CHP olarak siz bu tartışmaya nasıl bakıyorsunuz?

Özgür Özel- Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak cumhuriyete, cumhuriyetin kurucu kadrolarına, kurucu babalarına saygılıyız. Cumhuriyetin geçmiş erken cumhuriyet döneminde, geçmiş dönemde cumhuriyette yaşanmış acılar varsa bu acıları tartışmanın sıcak siyasetin alanı değil tarihçilerin alanı olduğunu değerlendiriyoruz. Bu mevzuyla ilgili sürekli dönüp dönüp birtakım yaraları kaşımanın kimseye faydası olmadığını düşünüyoruz. Ama İYİ Parti ile HDP veya DEM Parti arasındaki bu tansiyon benim üzerinde durup da kaşıyacağım ya daüstünü örtmeye çalışacağım bir alan değil. İki farklı siyasi partidir. Ben kendi alanımla meşgulüm. Cumhuriyetin kurucu kadrolarına, cumhuriyet devrimine ve cumhuriyeti bugüne getirenlere büyük bir minnet duyuyorum. Cumhuriyetin altı okuna sahip çıkıyorum ve Cumhuriyet Halk Partisinin, cumhuriyetin 2. yüzyılında da bu ülke için en önemli ve en gerekli iktidar alternatifi olduğunu düşünüyorum.

Candaş Tolga Işık- Burada yani size göre Şeyh Said Kahraman mı yoksa hain mi, ben onu anlamadım.

Özgür Özel- Bir kere ben Şeyh Said'e hain demem, kahraman demem sizi memnun edecekse ben Şeyh Said isyanının kendi konjonktüründe cumhuriyete karşı bir ayaklanma olduğunu biliyorum ama bu ayaklanmanın bastırılması sırasında oluşmuş acılar, bugün bazı torunların kalbini acıtıyorsa o acıya saygılı olmak gerekir. Ama tarihten ders çıkarmak lazım. Husumet çıkarmamak lazım. Ama cumhuriyetin kurucukadroları, kurucu babalarını bu dönemlerde bugünkü gibi iletişim olanaklarının olmadığı, verilen emirlerintakibinin mümkün olmadığı, bir sürü zorluğun olduğu yerde yaşanmış bir takım rahatsızlıklar, üzüntüler varsa bunu işte Atatürk'e mal etmenin, bunu cumhuriyetin kurucu kadrolarına mal etmenin, cumhuriyete mal etmenin ve bunu Cumhuriyet Halk Partisinin sırtına yük gibi vurmak kimsenin haddi değildir.

Ayrıca bir de şunu söyleyeyim. Bu Cumhuriyet Halk Partisi iyi şeyleri cumhuriyeti kurduk deyince o zaman başka parti mi vardı hep beraber kurduk. Cumhuriyet Halk Partisi, Kurtuluş Savaşı deyince bizim dedelerimiz de oradaydı. Cumhuriyet Halk Partisi çok partili rejimi getirdi, ülkeyi demokratikleştirdi o zaman biz de vardık. Geçmişle ilgili tartışmalı bir alan olunca vurun yükü Cumhuriyet Halk Partisine. Ya nerede bu yoğurdun bolluğu kardeşim. Yok öyle şeyler bu ezberleri bırakacaklar biraz önce söylediğim gibi. Hiç bu ezberleri bırakacaklar. Cumhuriyet Halk Partisi böyle başımız dik, alnımız açık, kurucularımızla, kadrolarımızla, dünümüzle bugünümüzle gurur duyuyoruz. Cumhuriyetin herhangi evresinde yaşanmış hak ihlalleri varsa, acılar varsa o acıların bugüne yansımaları varsa onu anlamaya meseleyi de tarihçilere bırakmayı doğru bulurum. Sıcak siyasette acıların üstünde tepinmenin, geçmiş kabuk bağlamış yaraları yeniden kaşımanın kime faydası var, bu ülkeye ne faydası var o bambaşka bir tartışma konusu.

Candaş Tolga Işık- Bir kısa aravereceğiz aradan sonra size dün akşam yaşadığımız utancı soracağım. Biliyorsunuz gencecik bir hakem yumruk yedi, yere düştü, üstüne tekmeler atıldı. Bir kabus yaşadık ve Türkiye'nin en başarılı hakemi bu arada bunu ya bu rezilliği yaşayan. Bunu soracağım. İYİ Parti ile ittifak görüşmelerinize dair size birçok soru var onu soracağım. İstanbul ilçe belediye başkan adayları ile ilgili sorular var soracağım. Sizi 9.30'ta yolcu edeceğiz buradan söz verdim size ama ona kadar izleyicilerimiz gelen sorular var, benim sorularım var. Bütün soruları soracağım.

İttifak için İYİ Parti'ye gittiniz. İYİ Parti'nin bütün ittifakları seçimin hemen ertesi günü reddetmiş olmasına, Sayın Genel Başkan Akşener'in ittifakla ilgili çok sert söylemlerine rağmen siz tekrar ittifak talebiyle gittiniz ve bir kez daha reddedildi ittifak talebiniz. Önce ne hissettiğinizi merak ediyorum.

Özgür Özel- Gayet iyi hissediyorum yani ne hissedeceğim. Ben üstüme düşeni yapmanın rahatlığı içindeyim. Çünkü birincisi Cumhuriyet Halk Partisinde bir 14 Mayıs ve 28 Mayıs'taki seçim yenilgilerinden sonra bir süreç yaşandı ve o sürecin bir yerinden sonra Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı değişti. Şimdi o aradaki tarihte İYİ Parti ittifaklara kapalı olduğunu söylüyordu. Ben de gittim dedim ki, evet bir süreç yaşandı ama bizde bir Genel Başkan değişikliği oldu ve biz yeni yönetim oturduk ve Türkiye açısından en doğru olanın birbirimize kaybettirmek yerine birbirimize kazandırmak, İstanbul'a kazandırmak, Ankara'ya kazandırmak, Türkiye'ye kazandırmak olduğunu düşünüyoruz. Çünkü şöyle bir şey var. Biz kazanmazsak Tayyip Erdoğan kazanıyor Tolga Bey. Yani biz kazanmazsak karşı tarafta kazanacak olan bir başka sosyal demokrat parti veya İYİ Parti gibi işte iyi insanların partisi falan değil. Biraz önce söyledim işte Ankara'yı parsel parsel satanların İstanbul'da kupon arsa dağıtanların veya İstanbul'a bir hançer gibi kanal İstanbul'u dayatanların gelmesi söz konusu. Bunun için Özgür Özel'e ne sorumluluk düşüyor veya Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanına? Gidip bir ittifak ihtimali varsa bunu son kez zorlamak. Ben Mayıs ayında Genel Başkanolsaydım ve bunlar söylenseydi veya bir kez teklif etseydim reddedilseydi ayrı. Benim Genel Başkan olarak bu sorumluluğu yerine getirme zaruretim vardı, gittim söyledim. Ayrıca gittiğim yer hani düşman karargâhı değil, el kapısı değil. Eski dosttan düşman olmaz. Düne kadar birlikte olduğumuz, yarınlarında bu ülkenin birlikte olabileceğimiz, bu ülkenin yarınları için benzer şeyleri ümit eden, en azından mesela güçlü bir parlamentoyu birlikte hedefleyen iki partiyiz ve ben İYİ Parti'nin meclisteki önceki dönem milletvekilleriyle de, yöneticileriyle de, Meral Hanımla da çok iyi ilişkiler içinde olan birisiyim. Sahada İYİ Partililerle arası en iyi olanlardan bir tanesiyim. Türkiye'nin neresinde gittiğimde yakasında güneş olan birini görsem ‘o iyi bir insanla karşılaştık’ derim birbirimize sarılırız yani böyle. O yüzden İYİ partililer iyi insanlardır ve iyi insanlar iyi yönetilen doğru kararlarla birlikte iyi işler yapmak isterler. Ben onun için üzerime düşeni yaptım gittim ve büyük bir nezaketle karşılandım ve büyük bir nezaketle de şunu ifade ettim. Kararınızın farkındayım, bu kararınızı değişmemesi deanlarım, değişirse de memnun olurum her iki karara da saygılıyız diyerek gittim. Ben yapmam gerekeni yaptım. Gerçekten de alınan karara saygı duyuyorum. Şöyle de kabul edelim. Bir siyasi partinin Genel İdare Kurulu gibi bir kurul oturup enine boyuna bir karar verdikten sonra bir başka siyasi partinin gelip bunun tamamen zıttı bir kararı talep etmesi üzerine oturup hemen bu kararlarından dönmelerini beklemek de çok kolay değil. Yani birileri İYİ Partilileri böyle linç ediyor falan. Ben öyle bakmıyorum meseleye. Elbette Türkiye bizden fedakârlık bekliyor. Türkiye bizden işbirliği bekliyor. Türkiye bizden yeni adımlar bekliyor. O açıdan ben bir umut bekledim. Halen daha da umudumu kaybetmiş de değilim. İttifak elbette o geniş kapsamda olmaz ama yerele yetki verebiliriz. Yani yerelde ilçelerimiz anlaşıyordur, beldelerimiz anlaşıyordur, teşkilatlarımız, örgütlerimiz anlaşıyordur ya da başka yerlerde başka çözümler gelişebiliyordur. Bununla ilgili biz yetki veririz. Bunların hepsi mümkündür. Siyasette çok şey çok hızlı değişebilir. Hiçbir şey olmaz iyi insanlar, güzel insanlar Cumhuriyet Halk Partililerle birlikte hani millet ittifakını yapamayız milletimizle ittifak yaparız. Neden olmasın? O yüzden ben meselenin kendisinden ümitliyim. Çünkü bizim de, İYİ Partinin de seçmenlerinin böyle hani kalbi benzer atıyor ve bu ülke için iyi şeyler istiyorlar, birlikte istiyorlar, birlikte davranırlar.

Candaş Tolga Işık- Sayın Akşener grup toplantısında ‘sıfır toplamlı ittifak düzeni’ dedi ve bu düzene karşı bir mücadele başlattıklarını, burada yeni bir aşamaya geçtiklerini söyledi. Bu sıfır toplamlı ittifak düzeni söyleminde çok da haksız olmadığını düşünüyorum ben son seçim sonuçlarına bakıldığında. Siz ne düşünüyorsunuz?

Özgür Özel- Şimdi benim şöyle imkânım yok. Ben Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı olarak bir Sayın Genel Başkanın ifadelerinin üzerine hani bir televizyon yorumcusu gibi yorum yapamam ama meselenin özüne yönelik şöyle bir şey söyleyebilirim. Mesele genel seçimlerse siyasi partilerin bir seçimi bitip seçimin ertesi günü bir sonraki seçime kadar bir ittifak tartışması içine girmesini, kaldı ki ben bunu Meral Hanım'a da ifade ettim. Bazı basın toplantılarında, grup toplantılarında da söyledim. İttifak kelimesi yoruldu o yüzden ben ittifak yerine işbirliği kelimesini tercih ediyorum diye. Şimdi ittifak adı altında seçimin ertesi günü partilerin birsonraki seçime kadar sürecek bir sürekli diyalog halinde ve ülkenin cari meseleleri, ülkenin bugünkü gündemi dışında geleceğe dair bir işbirliğiüzerinden uzun müzakereler yürütmesini sağlıklı bulmuyorum. Ve şöyle görüyorum, diyelim 6 parti ya 6 tane koşucu var. Sonuçta siz hepiniz menzile varmak için, hedefe varmak için koşan koşucularsınız şimdi ittifak olduk birbirimizin belinden zincirle birbirimize bağlıyoruz. Biri koşarken öbürü geriden çekiyor, o koşarken ona engel oluyor falan. Oysa ki, biz birbirinden çok farklı partileriz. O yüzden ben bu ittifak kelimesinin de yorulduğunu bir işbirliği olacaksa bunun da gelecek seçimlerden nasıl parlamenter sistemde bir parti tek başına hükümet kuramıyorsa koalisyon görüşmelerine başlıyor. Bir protokol imzalıyorlar ve koalisyon. Bu iş toplam en geç 40 gün sürüyor, en fazla 40 gün sürüyor. Tamam 40 olmasın hadi 3 ay olsun, 90 gün olsun. Seçimlere 90 gün kala oturur bunu konuşursunuz. Hatta şöyle olur, böyle hep spordan örnek verdik güreşte boksta falan oluyor ya müsabakadan önce bir tartıya çıkarsınız. Birisi 30 ton veya işte birisi 90 kilodur, bir tanesi 60 kilodur ona göre oturur konuşursunuz. O yüzden bence de bundan sonra genel seçimler anlamında örneğin önümüzdeki yerel seçimler bitti. Genel seçimlere seçimler öne alınmadığı takdirde daha 4 yıl var. Her parti kendi kulvarında kendi temposuyla, kendi seyircisine veya kendi anlayışına uygun olarak siyasetini yapmalı, koşmalı. Günü geldiğinde bir işbirliği zaruretini görüyorsa dönüp konuşmalılar. O yüzden yani onun dışında nasıl nitelendi, doğru mu nitelendi onlar benim konum olmasın. Ama bende her siyasi partinin kendi öz kimliğiyle, kendini doğru anlatarak en iyi şekilde ve kendini en güçlendirecek şekilde siyaset örmesini daha sağlıklı buluyorum.

Candaş Tolga Işık- İYİ Parti ile ittifak kurulmaması İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi adayının gücünü zayıflatır mı?

Özgür Özel- Şimdi ittifakı…

Candaş Tolga Işık- İttifak demeyelim siz istemiyorsunuz o kelimeyi işbirliği.

Özgür Özel- İşbirliği yani işbirliği iyi bir şeydir. İşbirliği yapmadığınızda yapmanıza göre daha kötü bir sonuç elde edersiniz. Şimdi burada meseleyi 1 ya da 0 diye görmemek lazım. Yani ittifak yapamadık belediye seçimlerini kaybedeceğiz öyle bir şey yok. Ekrem İmamoğlu'nun bunca hizmeti, bunca çabası, bunca gayreti elbette ki ona bir seçim başarısı getirecek. Ama Ekrem İmamoğlu bir ayağından zincirle bir halkanın bağlı olmasını ve koşmasına engel olunmasını istemiyor. Onun ayağındaki zincirin adı belediye meclis çoğunluğuna sahip olmamak. Neler çektiğini gördünüz. Bu kadar kısıtlamaya, engellemeye rağmen bunları yapıyor. Bir de belediye meclis çoğunluğu olsa neler yapacak İstanbul için. O yüzden de hani seçimi kazanırsınız ama kıl payı kazanırsınız veya kıl payı yine çoğunluğu kaybedersiniz. Böyle kazanmak varken niye böyle kazanasınız ya da böyle kazanacaksanız niye böyle olsun. O yüzden ittifak. O yüzden gittim ben. İttifak yaptığınızda daha iyi bir sonuç elde ediyorsunuz.

Candaş Tolga Işık- Şunu mu diyorsunuz, doğru mu anlıyorum. Yani belediye başkanımızın seçimi kazanmasıyla ilgili bir sorun yok fakat belediye meclisinin yapısının oluşturulmasında ittifakın büyük faydası olur.

Özgür Özel- Belediye meclisinde çoğunluğu elde etmek için ittifak önemli. Burada ittifak, İstanbulluların tamamına da söylüyorum. Mesela AK Partilisiniz, MHP'lisiniz, İYİ Partilisiniz, CHP'li değilsiniz. Ekrem İmamoğlu bu seçimi kazandı meclis çoğunluğu yok. Size verdiği hizmet kısıtlanıyor. Ekrem İmamoğlu'nun yapamadığı hizmetten bir tek CHP'liler mahrum kalmıyor ki AK Partililer de mahrum kalıyor ve hani devletin başında kavga olmaz derdi eskiden siyasetçiler. İstanbul'un başında da bu itişmenin olmaması için belediye meclis çoğunluğunun Ekrem İmamoğlu'nda olması lazım. Yoksa hani küstahlık etmek istemem ama bütün yapılan çalışmalar İstanbul seçimlerinde Ekrem İmamoğlu'nun yeniden İstanbul BüyükşehirBelediye Başkanı seçileceğini gösteriyor. Onun için bu dönem olduğu gibi hizmetinin sınırlanmaması, İstanbul'da biritiş kalkışın yine AK Parti grubu, MHP grubu tarafından İstanbul'a yaşatılmaması için belediye meclis çoğunluğu önemli. O yüzden tüm siyasi partileri İstanbul'un önünü açacak şekilde bir İstanbul ittifakına davet ediyorum.

Candaş Tolga Işık- İttifak olsun ya da olmasın Ekrem İmamoğlu kazanır diyor musunuz?

Özgür Özel- Öyle görüyorum ben, öyle görünüyor.

Candaş Tolga Işık- Elinizdeki son anket ne diyor?

Özgür Özel- Şimdi burada anket söyleyince biliyorsunuz ben söylesem sizin şey demeniz lazım hangi bölgede yapılmış, hangi tarih aralığında yapılmış, hangi örneklem yapılmış, hangi şirketle? Benim gördüğüm anketler Ekrem Bey'in emeklerinin sadece CHP'li, İYİ Partili değil, HDP'li değil cumhur ittifakına geçen seçimde oy vermiş seçmenler tarafından da ciddi şekilde beğenildiğini gösteriyor. Tabii ki öyle hani CHP'liler kadar değil. Türkiye'deki polarizasyon, kutuplaşma anket sorularına cevaba da yansıyor. Ama mesela AK Parti ve MHP seçmenin de Büyükşehir Belediyesinin ve Başkanın hizmetlerinden memnuniyetinde belirgin bir iyileşme olduğu da gözüküyor. Yani bu kadar emek boşa çekilmemiş o görülüyor.

Candaş Tolga Işık- Anketlere göre İstanbul'da mı, Ankara'da mı daha rahat seçim kazanıyorsunuz?

Özgür Özel- İkisinde de kazanıyoruz. Hani daha rahat derseniz dürüst olmak gerekirse Ankara'nın ki bir tık daha yukarıda gözüküyor. Ama ikisi de iyi gözüküyor.

Candaş Tolga Işık- Dünkü görüntüleri seyretmişsinizdir herhalde değil mi maçta olanları?

Özgür Özel- Sormayın seyrettim. Yani sonradan seyrettim tabii. Korkunç görüntüler, utanç verici görüntüler. Biz dün zaten bütçe görüşmeleri vardı, meclis vardı ama korkunç görüntüler. Yani ben bugün hocamla da konuştum buraya gelmeden, Halil Umut Meler hocamızla görüştüm. Bir kere kendisi Türkiye'nin gururu bir hoca FIFA kokartlı. Yani bir ülke kendi evladına ve kendisinin değerine bunu nasıl yapar, kendine nasıl yapar inanamıyorum. Bir kere dünyada göğsümüzü kabartan bir hoca, baş tacı etmemiz gereken bir hoca. Orada işte birisi geliyor yumruk atıyor, yumruk yetmez hoca düşüyor tekme atıyorlar ve yani gerekli güvenlik tedbirleri alınmamış çok önemli bir zafiyet var bu çok kötü bir şey. Ben hocaya şunu dedim. ‘Hocam sakın siz utanmayın. Sizin utanacak hiçbir şeyiniz yok. Herkesin başına gelir bu. Ama ben utanıyorum’ dedim. Bugün televizyonlarda da veya gazetelere de söyledim yani birileri bundan özür dileyecek mi bilmiyorum ama ben bütün Türkiye kamuoyundan kendi üzerime düşen özrü diliyorum. Bunlara engel olmamız lazım. Ve Türkiye hocamızın, belki yarın Dünya Kupası finali yönetecek, dünyada Şampiyonlar Ligi'nde yarı final yönetecek, final yönetecek hocamızın başarılarıyla övüneceğimiz yerde… Emin olun bugün dünyada 180, 190 ülkede bütün televizyonlarda belki 5 bin televizyonda dünyada birinci değilse 3. haber bizim hocaya yumruk atışımız, hocanın yere düşüşü, Türkiye'de birilerinin yerde yatan bir FİFA kokartlı hakemin kafasına tekme vuruşu. Bu mu yani Türkiye? Bunu yaşattı yani Türkiye'ye, bunu yaşattılar. Gerçekten utanç duyuyorum yani. Sonrasında birtakım yaşanan kötü görüntüler de vardı. Ama bugün Ankaragücü'nün yayınlamış olduğu metni de çok önemsiyorum. Yani böyle dün o yumruk atanı Ankaragücü'ne mal edemezsiniz. O işte hastanenin önündeki üç beş tane eline sağlık falan diye bağıranı da mal edemezsiniz. Ankaragücü'ne yakışan tavır bugün yazılı açıklamadaki tavırdır. Ankaragücü çok önemli bir kulüptür. Çok üzüldüklerini, çok utandıkları düşünüyorum. Ben de çok üzüldüm ve çok utandım. Bir daha böyle şeylerin yaşanmaması için üzerimize düşen neyse hepimizin birden yapması lazım. Futbolda şiddet, sporda şiddet 85'te oldu, en son 2011'de oldu bir tane, 2004'te yasa çıkmıştı. Yine yasal bir şey varsa yapalım ama bir mantığı değiştirmek lazım. Bu ülke sadece yani bir spor müsabakasında kendisinin bu kadar önemli bir değerini bu hale düşürmez, bir ülke kendini bu hale düşürmez. Çok utanç verici.

Candaş Tolga Işık- Siz Kültür ve Turizm Bakanı ile ilgili bir takım iddialar ortaya attınız bir konuşmanızın içerisinde. Dün de bakan sizin söylemlerinize cevap verdi. Seyrettiniz mi bilmiyorum.

Özgür Özel- Okudum yani yanıtları okudum.

Candaş Tolga Işık- Bununla ilgili düşüncelerinizi, değerlendirmenizi rica edeceğim. Çünkü oldukça önemli iddialarınız var, ‘ bir araziyle ilgili bir eski, diğeri mevcut iki bakan araziyi aralarında taksim etmek istiyorlar’ diyorsunuz. Arıtma tesislerle ilgili yaptığınız açıklamalar var. Bunlara bakan bey dün cevap verdi canlı yayında.

Özgür Özel- Valla ben okudum hiç cevap vermemiş. Doğru düzgün kayda değer bir cevap yok. Şimdi birincisi ben iddia sahibiyim.

Candaş Tolga Işık- Tatmin olmadınız mı o cevaplardan?

Özgür Özel- Ben iddia sahibiyim. Önce iddiayı söyleyeyim. Manavgat'ta 3 bin 600 dönümlük bir alan var. Paha biçilmez bir değerde bir yer ve Manavgat Belediye Başkanımız Manavgat'taki 165 - 170 otel işletmecisiile beraber. Çünkü yazın çalışan, kışın kapanan ve on binlerin işsiz kaldığı oteller diyorlar ki burasını kışturizmine kazandıralım, sağlık turizmine kazandıralım, kültür turizmine kazandıralım, spor turizmine kazandıralım. Bir proje var. O proje yerine oraya bakanlıktan 4’e bölünüp 800’er dönümlük yerlere bölünüp oranın bir peşkeş çekilme olayı var ve buna karşı dava açılıyor kazanılıyor. Bakanlık bir daha değiştiriyor yapılan planı ve yine dava açılıyor. Şimdi bu benim iddiam. İddiayı ispat için şahide ihtiyaç var. Sesleniyorum bütün Manavgatlılara. Manavgat'taki bakın defalarca sordum beni yanıltmayın dedim. Ben düne kadar partinin grup başkanvekiliydim şimdi Genel Başkanıyım dedim. Dediler ki yanıltmıyoruz. Manavgat'taki AK Partili, MHP'li olsun bütün STK'lar, bütün meslek odaları, bütün platformlar bu işe karşı. Bu yapılan iş iki kişiye, iki kişiye burayı peşkeş çekmek. Biz burayı Manavgat için istiyoruz. Biz oteller kışında çalışsın diye istiyoruz. On binler kışın ekmeksiz evde oturmasın diye istiyoruz. Sen bizim sesimizi duyur dediler. Ben o sesi duyurdum. Yapılan açıklama fasaryadan bir açıklama.

İki; Antalya ve Muğla'da yaşanıyor…

Candaş Tolga Işık- Projenin içerisinde yat limanı ve tersane oluşu, onların bir arada olmaması gerektiği o yüzden iptal edildiğini falan anlattı.

Özgür Özel- Sen orayı niye 4’ebölüyorsun neden Manavgat'a tersane yat limanı bilmem ne hepsi birden Manavgat'a kazandıracak işler. Şunu söyleyebiliyor mu? Çıksın desin ki, Manavgat'ın STK'larına randevu veriyorum, benim yaptığım plan değişikliğini iptal ediyorum. Orayı özel şahıslara, iki bakana devredilmesi mevzusu yerine Manavgat'ın atıyorum güç birliğine, Manavgat birliğine, Manavgat sivil toplum örgütlerin oluşturacağı yapıyla bunu yapıyorum Manavgat'a kazandırmayı taahhüt ediyorum desin. Demiyor ki yine planı değiştirmiş bilmem ne yapmış. Manavgatlılar diyor ki burayı Manavgat'a bırak diyorlar. Burası Manavgat'ın olsun diyorlar. Birincisi bu.

İkincisi; bakın zaten tartışmanın bir boyutunu da kendisi başlattı. Diyor ki, zaten bu tartışmadan kurtulmak için de yapıyor onu hedef saptıracak. Muğla daha doğrusu CHP'li belediyeler diyor çevreye duyarlı değil, arıtmalarını bile ben yapıyorum. Bakın ben mevzuyu anlatayım. Antalya'nın nüfusu 2.6 milyon. Antalya'ya İller Bankası'ndan gelen para 2.6 milyona göre geliyor. Zaten bu sorunu hepimiz biliyoruz. Antalya'nın nüfusu yani yazlık nüfusu veya toplam 16 milyon yabancı turist geliyor 10 milyon yerli 26 milyon kişi Antalya'da atık su üretiyor. 2 milyon 600 bin kişi için gelen parayla 26 milyon kişinin ürettiği atık suyu arıtamazsın.

Candaş Tolga Işık- Bu hesabı da yanlış yaptığınızı söylüyor bakan bey.

Özgür Özel- Kendi doğrusunu kendisi yapsın.

Candaş Tolga Işık- Seyrettiniz mi orayı, daha doğrusu okudunuz mu?

Özgür Özel- Okudum okudum. Vebizim belediye diyor ki, benim bunu yapacak gücüm yok. Bunlar da kanun çıkarmış diyorlar ki yaparız ama sözleşmeyi imzalayacaksın. Sözleşmenin imzası ne? 25 yıl boyunca atık su giderine bakanlık el koyacak. Ne kadar önemli bir gelir. Amortisi ne bunun? 5 yılda amorti ediyor kendini. 5 yıl koy. 5 yıl koysa bir şey demeyeceğiz. Bu sanki böyle hani mafyavari bir iş. Şimdi ya suyu arıtmayacaksın, o arıtılmamış su doğayı, denizi kirletecek. Dönecek sana diyecek ki, bak arıtma yapmıyor. Yap diyorsun para ver, para istiyorsun vermiyor ben yaparım diyor 25 yıllık gelirine el koyuyor. İtiraz buna. Bunun neresine itiraz ediyorsun var mı yok mu böyle bir şey? 25 yıllık gelire el koyuyor musun koymuyor musun? O yüzden bakın bunlar çok hazımsız kişiler. Muğla'da da o kıyı şeridi için MUÇEV diye bir şey kurdular ve sorun bakalım MUÇEV ne yapıyor şimdi Muğla'da. Yani Muğla Çevre Vakfı diye bir vakıf kuruyorlar ve Muğlalılar Muğla'yı kim yönetsin diye karar vermiş? Cumhuriyet Halk Partili belediyeler. Kıyı şeridini MUÇEV yönetecek diyorlar, MUÇEV'e devrediyor, MUÇEVİ de AK Partililere yönettiriyorlar. Bunu bilmiyor muyuz şimdi? Muğlalılar bunu bilmiyor mu? Antalya'da yapılanlar bilinmiyor mu? O yüzden bakan bir kere bu arıtmada suçüstü yakalanmıştır tefecilik yapıyor. 5 liralık işi devlet 25 yıllık gelirine niye koyuyorsun? 5 yıllık koy 5 yıla itiraz eden yok. Hadi 2 yılda fazladan koy 7 yılını al niye 25 yılını alıyorsun? Ha bir de oradan bir şey gözüküyor. AK Partili bakanlar biliyor ki önümüzdeki 25 yıl bu belediyeleri yine CHP yönetecek. AK Parti yönetecek olsa niye gelirine el koysun?

Candaş Tolga Işık- Bu hesapta şeyi soruyor bakan da. Diyor ki 5 yılda bu iş kendi kendine amorti ediyorsa niye belediyeler yapmıyor o zaman diyor.

Özgür Özel- Çünkü 25 milyon kişilik arıtmayı yapmanın çok büyük bir maliyeti var. Eğer inanıyorsa şöyle yapalım, Sayın Bakana hemen teklif edelim; o 5 yıllık amorti parasını, 5 yıllık atık su giderini bize peşin versin biz yapalım arıtmayı, kabul ediyoruz. Hodri meydan! Sayın Bakan 5yıllık Antalya'nın toplam arıtma atık su bedelini peşin olarak Antalya Belediyemize versin veya herhangi bir belediyemizin 5 yıllık atık su giderini versin, arıtmayı biz yapacağız hemen. Hodri meydan!

Candaş Tolga Işık- Bu arada şeyi söyleyeyim. Ben bugün bakanın başdanışmanına sordum bunu. Bu sizin iki bakana bu araziler taksim edilecek iddianızı. Bizzat resmi olarak başdanışmanın söylediği ihaleyi canlı yapacaklarını, Sayın bakanın da böyle bir talebi ve girişiminin olmadığını söyledi.

Özgür Özel- Bir; Sayın Bakanın böyle talepleri, girişimleri oluyor biz onu sobeledikçe geri adım atıyor. Sayın Bakan Türkiye'de otelcilik yapıyor mu yapmıyor mu? Örneğin Bodrum'da daha geçen sene sözleşmesi bitecek bir oteli var mı? O otelin sözleşmesi bitmeden, Bodrum'daki Belediye Başkanımıza o otelin sözleşmesinin uzatılması ile ilgili bir talepte bulunmuş mu bulunmamış mı? Hadi baş müşavir onu da yalanlasın yarın. Hadi o zaman yalanlasın. Yani o yüzden bakın, şöyle bir şey yapacaksanız. Otelcilik işinden Sayın Bakan bu işleri devreder Turizm Bakanlığı yapar, çıkar böyle kasıla kasıla konuşur. ‘Sen hem minareden at beni, in aşağı tut beni...’ Yok öyle bir şey. Bakan Türkiye'de Otelcilik işletmeciliği yapıyor mu Turizm Bakanı? Yapıyor kardeşim yapıyor. Bu Türkiye'de Milli Eğitim Bakanı atadılar bu çarpık sistemde, özel okulları vardı adamın. Turizm Bakanı yaptılar, otelleri var. Böyle bir şey olmaz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey olmaz. Faaliyetlerini durdurması, devretmesi lazım. Bir yandan bakan, bir yandan teşvik veren, bir yandan teşvik alan, bir yandan ihale açan, bir yandan ihale alan. Yakalanınca ‘Sayın Bakanın buna niyeti yok…’ bu iddialar olunca. Bütün Manavgat biliyor.

Candaş Tolga Işık- Siz Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'in sizin talimatınızla yeniden aday olacağını açıkladığını…

Özgür Özel- Yılmaz Hocaya talimat vermek ne haddimize, öyle bir şey olmaz. Utanç duyuyorum bu ifadeden. Ama şöyle bir şey oldu açıklayayım. İl başkanımız var, genç bir il başkanımız var, çok seviyorum Eskişehir İl Başkanım aradı, aynen aktarıyorum; ‘Başkanım, bizimkiler yani Büyükşehir ve iki belediye metropol belediye Eskişehir'de başvuru yapmadılar. Son gün. Ne yapalım?’ dedi. Niye yapmadılar dedim. Ne yapalım diye soruyorlar dedi. Bir kere dedim başvuruyu yapsınlar, sonrasında oturacağız düşüneceğiz hep birlikte en doğru kararı vereceğiz. Mesele bu. Yoksa Yılmaz Büyükerşen'e başvuru yap talimatı vermek falan. Öyle talimat vermekle… Ben hocayı görünce elini öpüyorum yani.

Candaş Tolga Işık- Eli öpülecek bir adam ayrı ama…

Özgür Özel- Hemen gördüğüm yerde elini öpüyorum yani öyle talimat falan değil.

Candaş Tolga Işık- Ben de kendisine çok saygı duyuyorum. Fakat buradaki tabii tartışma şu şimdi cevap verdiniz. Yılmaz Hoca 5. dönem başkan oluyor. Şimdi 5 dönem de az değil. Yani ne kadar başarılı olursanız olun hani bir yerde de siyasette de yeter demek gerekmiyor mu?

Özgür Özel- Şimdi Yılmaz Hoca ben son görüştüğümde zaten ben bir kez daha aday olmak istiyorum da demiyordu. Kendisi de düşünüyordu, genç birine bırakmam lazım diyordu. Bir kadın olabilir mi diyordu. Bizim arkadaşlar var ama onların da kendi belediyeleri var, orada ne olur diyordu falan. Yılmaz Hoca son derece yapıcı, Eskişehir'i seven, Eskişehir'in geleceğini düşünen bir perspektifte. Yılmaz Hoca Eskişehir'in üzerine evladı gibi titriyor. O yüzden doğrusunu yapmak istiyor önümüzdeki günlerde. Yılmaz Hoca bozkırın ortasında bir vaha yarattı, bir mucize yarattı yani. Sizin de başınıza gelmiştir. Ben böyle yani dün gibi hatırlıyorum. Eskiden tabii şey laptop bilgisayar kullanıyoruz, şimdibu iPad'lerden falan… Bir tane sunum gelmiş PPTX diye, bastım açıldı. Böyle inanılmaz bir şehir manzaraları. Bu şehir aşağıdakilerden hangisi diyor, yok Sydney mi bilmem ne mi falan. Sonra bilemediniz Eskişehir. Yani böyle gözlerinize inanamıyorsunuz o sunumu gördüğünüzde. Sonra bakıyorsunuz hakikaten Eskişehir'in Yılmaz Hocanın yeni kazandırdığı muhteşem mekanlarını koymuşlar falan yani acayip.

Candaş Tolga Işık- Ama anladığım şu, adaylığı kesin değil. O süreç de şu anda Yılmaz Büyükerşen'in adaylığının açıklanması noktasında değil.

Özgür Özel- Yılmaz Büyükerşen'in adaylığı Sayın Yılmaz Büyükerşen’le birlikte, Eskişehir'in yarınlarını da düşünerek, memnuniyet anketine bakarak, Eskişehirlilerin ne söylediğine bakarak Yılmaz Hocayla birlikte oturularak konuşulacak ve Yılmaz Hoca evladı için bir karar verecek. O kararı hep birlikte oturacağız konuşacağız. Eskişehir Yılmaz Hoca'nın evladı, ben öyle görüyorum.

Candaş Tolga Işık- Türkiye'deki illerden daha çok belki de merak edilen hatta öyledir şimdi haksızlık da etmeyelim. Türkiye'deki il belediye başkanları büyükşehirler kadar merak edilen belediyeler de İstanbul ilçe belediye başkan adaylıkları. Cumhuriyet Halk Partisi'nin elinde çok çok önemli ilçeler var. Buralarda aday belirlenirken nasıl bir kıstas ölçülecek? Siyasi magazin tarafını da sorayım. Magazin demeyeyim de siyasetteki kulislerden size sorayım. Mesela Canan Kaftancıoğlu'na yakın olan büyük belediye başkan adayları bir sonraki dönem liselerde aday olarak gösterilmeyecek deniyor.

Özgür Özel- Mesela bu konudaisim söylense yani şöyle bir şey var. Cumhuriyet Halk Partisi bir kurultay süreci yaşadı. Ben onunla ilgili şöyle bir tanımlama yapayım sonra bu soruya. Hiçbir Belediye Başkanı değişimci değil diye cezalandırılmayacak, değişimci olduğu için ödüllendirmeyecek. Normal objektif kriterlerle, memnuniyet anketleriyle ilerleyeceğiz. Birincisi bu. İkincisi, İstanbul kongresinden önce geçmiş dönem Sayın Canan Kaftancıoğlu'nun hiç arasının iyi olmadığı iddia edilen bazı belediye başkanlarıyla Canan Hanım birlikteydi. Çok iyi olduğu düşünülen bazı belediye başkanlarıyla da karşı karşıyaydı. İstanbul siyaseti kolay bir siyaset değil. Sayın Canan Kaftancıoğlu da bir süreç yürüttü kendi adına, sonra bir siyasi yasak geldi. Bütün İstanbul hepimiz birden onun arkasın durduk. Bundan da çok memnunuz. Sonra İstanbul kongresi sırasında farklı taraflarda yer aldık. O geçmişte birlikte olmadığı birçok arkadaşla da birlikte oldu. Biz de yeni birliktelikler veya eski birlikteliklerin pekişmesi. Sonuçta İstanbul ve ardından bir kurultay süreci yaşandı. Bunlar partinin iç dinamikleri ve yaşanması gereken bir süreçti çok demokratik ve çok olgun bir şekilde geçti. Şimdi yerel seçime gidiyoruz. Orada bir tane kriter var; Cumhuriyet Halk Partisi bir fazla oyu, bir fazla belediye meclis üyeliğini nasıl kazanır, bir fazla belediyeyi nasıl kazanır. Onun için doğruları yapacağız. Bunun için kongre şartlarına ve kongre sathına dönmek kimseye faydalı bir şey değil. Öyle kriterler yok zaten. Doğru olan vatandaş memnuniyeti, doğru olan iyi hizmet, doğru olan objektif kriterler.

Candaş Tolga Işık- Her ne olursa olsun mesela bazı ilçe belediye başkanları Ekrem İmamoğlu ile ilgili çok sert sözler söylediler. Sizinle ilgili çok sert konuşanlar oldu.

Özgür Özel- Ben hiçbirini hatırlamıyorum.

Candaş Tolga Işık- Hatırlamak istemediğiniz için hatırlamıyorsunuz. Ben hatırlıyorum mesela, istiyorsanız hatırlatayım.

Özgür Özel- Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı, geçmiş bir kurultaydan önce kendisi hakkında söylenen iyi şeyleri hatırlamakla, kötü şeyleri unutmakla mükelleftir.

Candaş Tolga Işık- Ama EkremBey de aynı fikirde mi?

Özgür Özel- Aynı fikirdedir. Ekrem Bey de İstanbul'da en büyük başarıyı elde etmek istiyor. Göreceksiniz yani sonuçta bu masa bana hep açık. Siz çok kendimi rahat hissettiğin bir televizyon programı.

Candaş Tolga Işık- Araya ne olur Uğur Ağabeyi almayın bu sefer rica ederim.

Özgür Özel- Yani ben bir daha geldiğim zaman birçok Belediye Başkanı belli olur. Ben de size derim ki, bakın şu il, şu ilçe kurultayda karşımızdaydı, bakın yeniden aday oldu. Bakın şu yanımızdaydı onu aday edemedik şu sebepten. Bu karşımızdaydı aday olmadı ama sebebi karşımızda olması değil memnuniyet anketi. Bu, bu kadar basit yani böyle bakmak lazım.

Candaş Tolga Işık- Genel Başkan olarak yerel seçimlere giderken ben hiç unutmuyorum İstanbul belediye seçimleri olduğunda daha Sayın İmamoğlu kazanmamıştı. Adaylığı açıklandı ilk Kemal Kılıçdaroğlu'na gittim, röportaj yaparken dedi ki benim şu an en büyük hayalim İstanbul'u almak. Yani her yerde iddialıyız evet ama hayalim o diye oraya o başlığı attırmıştı bize. Şimdi aynı soruyu size Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak sorayım. Yerelseçimlere dair İstanbul sizde, Ankara sizde, İzmir sizde ama böyle gönlünüzde şurayı da almalıyım dediğiniz, aklınıza koyduğunuz bir yer var mı?

Özgür Özel- Yani şimdi başta kendi memleketim. Yani memleketimde önemli belediyeleri dört büyük belediyeyi aldık Manisa'da. Ama çok daha önemli belediyeleri alabiliriz, Büyükşehiri alırız. Denizli, Manisa, Balıkesir, Bursa gibi mesela şu kıyı şeridine bir hat daha atmayı, hatta işte oraya mesela Uşak'ı katmayı, Afyon'u katmayı falan içeriye doğru böyle bir… Yani mevcutları koruyup içeriye doğru o bizim haritadakiyerimizi genişletmek en büyük hayalim. Bir ilerleme sağlıyor olabilmek beni çok mutlu eder.

Candaş Tolga Işık- Sayın Genel Başkan çok teşekkür ediyoruz. Size söz verdim, sizi özellikle erken gönderiyoruz ki uçağı kaçırmayın Ankara'ya yetişeceksiniz. Bir sonraki röportajda adaylar da belli olmuş olur. Belki de daha genel adaylar üzerine de konuşmuş oluruz.

Özgür Özel- Tabi tabi. Yerel seçimin bu sefer başka dinamikler üzerinden, adayların belli olduğu ve CHP'nin yerel yönetim stratejisi üzerinden daha net bir program yaparız.

Candaş Tolga Işık- Çok teşekkür ediyoruz geldiğiniz için. ‘Az Önce Konuştum’ bitti. Önümüzdeki hafta biz yine buradayız, hoşçakalın.


Bu Kategorideki Diğer Haberler

Cumhuriyet Halk Partisi 100 Yaşında
Haber Tarihi: 09.09.2023