Üç hilalin gölgesindeki suç örgütü

Okunma Sayısı: 891    |    Yazı Tarihi: 24.06.2024

Hayatta korkulacak tek bir şey var, o da korkuya teslim olmanın ta kendisi.

Cuma akşamı televizyon ekranında tehdit edenlere karşı “Korkmuyoruz” diye bağırıyordum. O sırada haberlerde “son dakika” geçiyordu. Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde CHP’li Şerafettin Bahadır vurulmuştu. İçimden geçirdim: Mesele Sinan Ateş mi, MHP mi, yoksa memleket mi?

Her şey aslında gözümüzün önünde yaşandı. Şöyle anlatayım...

31 Mart gecesi Türkiye, İstanbul ve Ankara’yı konuşurken büyük olaylar Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde yaşandı. Alparslan Türkeş’in memleketi olduğu söylenen ilçeyi MHP kaybetmiş, CHP kazanmıştı. MHP milletvekili Baki Ersoy, yanındaki grupla ilçe seçim kurulunu bastı. Kurul başkanı hâkime parmak salladığı, “S.kerim belanı” diye bağırıp tehdit ettiği görüntüleri izledik. CHP İlçe binası önünde ise kutlamalar vardı. Şarkı çalıp, dans ediyorlardı. Bir oyun havası ve dans haklı bir rahatsızlık yarattı. Çalan şarkı “Topal”dı, seçimi kaybeden belediye başkanı MHP’li Menduh Uzunluoğlu’nun halk arasındaki lakabı “Topal Menduh”tu. Daha önce “suç örgütü” suçlamasıyla içeri girip çıkan Uzunluoğlu, bir hesaplaşma sırasında ayağından vurulmuş, bacağı engelli kalmıştı.

MHP, seçimi tekrar ettirdi. 2 Haziran’da CHP daha büyük farkla tekrar kazandı. Dün konuştuğum oğlunun anlattığına göre Şerafettin Bahadır, eski Başkan Uzunluoğlu’ndan, şarkı ve dans için defalarca özür de diledi. Gelgelelim intikam hırsı bitmemişti.

Cuma günü CHP’li Bahadır, küçük kızını staj yaptığı işyerinden alıp eve giderken bir araba önünü kesti. Kurtulup 112’yi aradı, yardım istedi. Ancak ikinci kez yolu kesildi. Kızına “Sakın dışarı çıkma” deyip arabadan indi. Önünü kesenler MHP’li eski başkan Uzunluoğlu’nun kardeşi Ejder ve yeğeni Mehmet’ti. Bahadır, kızını eve bırakmayı, onun gözü önünde tatsızlık yaşanmamasını istedi. Ama dinlemediler. Önce sopalarla öldüresiye dövdüler. Sonra da bacağına üç kurşun sıktılar. Ardından herkese gözdağı vermek için havaya ateş ettiler. Bahadır, dün halen yoğun bakımdaydı.

Bakıyorum, resmi açıklamalarda “münferit”, “MHP ile ilişkilendirmek doğru değil”, “mesele siyasi değil” lafları birbirini kovalıyor. Oysa tam tersi!

KAYSERİ’DE ŞİDDET DALGASI

Geçen sene bu zamanlar...

Kayseri’de Pınarbaşı’na komşu ilçe Sarız’da MHP’li belediye başkanı Baki Bayrak, belediyede kadrolu olduğu halde işe gelmeyen Sarız Ülkü Ocakları Başkanı Mustafa İnce’yi işten çıkardı. Sen misin bunu yapan! Kayseri Ülkü Ocakları Başkanı Ali Çelik, iki araba insanla başkanın makamını bastı. Belediye personelinin de karışmasıyla ortalık savaş alanına döndü. Makam kana bulandı. Olay karakola yansıdı. Ama yukarıdan bir el devreye girip şikâyetleri geri çektirdi.

Bu kadar değil...

Ondan da bir yıl önce...

MHP milletvekili Baki Ersoy bu kez ters taraftaydı. Ersoy, bir TV kanalında enflasyondan şikâyet edince MHP’de disipline sevk edildi. MHP’li Meclis üyesi Sedat Kılınç da tepki olarak istifa etti. Ardından Kayseri’deki Deniz Postası TV’ye konuk oldu. Önce kanal aranarak Kılınç’ı televizyona çıkarmamaları istendi. Vazgeçmeyince, 50 kişilik ülkücü grup stüdyoyu bastı. Yayını yapan gazeteci Azim Deniz’i dövdü. Ortalığı dağıttı. Sedat Kılınç’ı da dövmekle kalmadı. Koluna girip stüdyodan kaçırıp götürdü. Geçenlerde olayın mahkemesi sonuçlandı. Ama sadece yedi sanığa dava açılmıştı, ceza verildi. Ülkü Ocakları’ndan gelen diğer 43 kişi ise teşhis edilemediği gerekçesiyle görmezden gelindi. En önemlisi olay yerinde arabasıyla bulunan Kayseri Ülkü Ocakları Başkanı Ali Çelik, “tesadüf” denilerek sanık yapılmadı. Üstelik mahkeme olayda yine “örgüt” bulamamıştı. 50 kişi organize olmadan olay yerine gelmişti!

Yetmedi, saldırının peşini bırakmayan, şikâyetini geri çekmeyen gazeteci Azim Deniz, geçen 5 Şubat’ta evinin yakınında silahlı saldırıya uğradı. Yapılan açıklamalara göre olayın yine siyasi tarafı yoktu! Saldırgan da zaten üç ay önce serbest bırakıldı. Derken, Deniz, yaptığı bir başka haber nedeniyle “özel hayatın gizliliğini ihlal”den hapis cezası aldı. Şu an hapiste.

Öte yandan olayların aktörlerinden Kayseri Ülkü Ocakları Başkanı Ali Çelik, Sinan Ateş cinayeti şüphelisi Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’ın yardımcısı yapıldı. Bu süreçte Çelik, Emniyet müdürlerinden kaymakamlara pek çok ziyaret gerçekleştirdi. Seçim gecesi devletin hâkimine yapılanların hesabının sorulması bir yana, hakim Ramazan Kaya son HSK kararnamesiyle Pınarbaşı’ndan gönderildi!

Uzatmayayım...

Burası sadece Kayseri. Listeyi büyütüp, Grup Yorum üyesinin cesedini Kayseri-Talas’taki mezardan çıkarma eylemiyle, sayısız darpın olduğu şiddet eylemleriyle aklınızı doldurmayayım. Kayseri’den çıkıp, bütün ülkede yaşanan başta Sinan Ateş cinayeti olmak üzere çeşitli suçları listelemeyeyim.

Ortadaki tablo bize iki ihtimalden birini gösteriyor. Ya elleriyle kurt işareti yapan, sarkık bıyıklı, üç hilalli cinler ve periler sürekli mekân basıyor, insan dövüyor, adam kurşunluyor ve nihayetinde öldürüyor. Ya da Cumhur İttifakı’yla iktidara ortak olan, bu sayede yargıda, poliste, bürokraside serpilen MHP ve Ülkü Ocakları’nın içinde; büyüdükçe özgüvenle suç işleyen bir organizasyon oturuyor. Korkanlar birinci ihtimali aklına yatkın bulsa da ben ikinci ihtimale inanıyorum! Haliyle mesele Sinan Ateş ya da Şerafettin Bahadır değil. Devletin üç hilalin gölgesindeki mafyaya teslim edilip edilmeyeceği!

Montaigne’in dediği gibi, acı çekmekten korkan korkunun acısını çeker. Hem acılardan hem korkulardan inancımızla ve cesaretimizle kurtulacağız!


BARIŞ TERKOĞLU İsimli Yazarın Diğer Yazıları