CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Halk TV’de "İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah" Canlı Yayınına Katıldı

Okunma Sayısı: 1626    |    Haber Tarihi: 03.10.2022

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Halk TV'de "İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah" canlı yayınında gündeme ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

İsmail Küçükkaya- Günaydın Türkiye’m hoş geldiniz. 3 Ekim 2022 Pazartesi sabahında Halk TV ekranlarında İsmail Küçükkaya’yla yeni bir sabah ve yeni bir dönem başlıyor. Hoş geldiniz. Dün çalıştık Halk TV Ankara bürosunda; liderlerle konuştuk, kurmaylarıyla konuştuk, Ankara’dan bilgiler aldık, haberler, kulisler derleyip toparladık. Dün altı partinin lideri bir aradaydı Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde, neler konuştular? Ve şimdi Halk TV’de demokrasi meydanında CHP lideri Kılıçdaroğlu ekranlarımıza gelecek, canlı yayında sorular soracağız. Bugünkü manşetimiz ‘Türkiye kazansın’ diyoruz. Siz bugünün özetini izlerken ben de huzurlarınıza ana muhalefet partisi liderini getireceğim.

3 Ekim 2022 Pazartesi sabahında Halk TV ekranlarında demokrasi meydanında İsmail Küçükkaya’nın sorularını, sizlerin de sorularını yanıtlayacak ana muhalefet partisi lideri ve altı partinin bir arada olduğu toplantının ertesinde. Sayın Kılıçdaroğlu hoş geldiniz.

Kemal Kılıçdaroğlu- Teşekkür ederim, siz de hoş geldiniz İsmail Bey.

İsmail Küçükkaya- Nasılsınız?

Kemal Kılıçdaroğlu- Gayet iyiyim sağ olun, teşekkür ederim.

İsmail Küçükkaya- Dün yoğun bir gündü, ev sahipliği yaptınız.

Kemal Kılıçdaroğlu- Yoğun bir gündü. Tabi ev sahipliği yapmak kolay değil. Liderleri ağırlamak, belli temel konuları görüşmek, görüş birliğini sağlamak, bir metni hazırlamak, metnin altı lider tarafından görülmesini sağlamak sonra hep beraber imzalamak, bunu kamuoyuyla paylaşmak ve bir sonraki toplantıyla ilgili kararlar almak güzel bir şey tabi. Bunların tamamını yaptık.

İsmail Küçükkaya- Yoruldunuz mu efendim?

Kemal Kılıçdaroğlu- Bize yorulmak yasak efendim.

İsmail Küçükkaya- Yasak mı?

Kemal Kılıçdaroğlu- Yasak evet.

İsmail Küçükkaya- Şimdi aslında çok zor bir iş. Şöyle zor, bir keresinde Temel Bey’i ağırlamıştım Temel Karamollaoğlu’nu. Yayın bitti, çıkarken dedi ki, bir özel anekdot anlattı onu burada söylemeyeyim sizinle ilgili. Dedi ki İsmail Bey, buyurun dedim Temel Bey. Bu Kemal Bey’in yaptığını dedi her babayiğit yapamaz dedi. Niye öyle diyorsunuz dedim. Ya işte baksana dedi anlattı. İşte altı partinin liderini bir arada tutmak. Bu aslında bizim siyasal hayatımızda görmediğimiz bir şey. Hani iki partili koalisyonlar olur ama. Ne oluyor efendim bunu bir anlatır mısınız, bu ne demek?

Kemal Kılıçdaroğlu- Şimdi İsmail Bey, bizi bir araya getiren aslında bizim kendi özel taleplerimiz değil. Türkiye'nin içinde bulunduğu durum ve bu durumdan rahatsız olan altı lider bir araya geldik. Türkiye bu kadar ağır bir yükü çekemez. İçerde, dışarıda hangi alana bakarsanız sorunsuz hiçbir alan yok. Öyle ki, sokaktaki vatandaş artık nasıl geçineceğini düşünüyor. Ahlaki temellerimizde müthiş bir bozulma var. Boşanmalar gırla, artıyor. İnsanlar perişan. Üreten insan alın terinin karşılığını alamıyor. Faiz girdabında mahvolan esnafımızı, çiftçimizi düşünün. Bütün bunları üst üste koyduğunuz zaman altta yani taban dediğimiz halkta büyük bir yoksulluğu ve bu yoksulluğun giderek derinleştiğini görüyoruz. Yukarıda ise 3 yerden, 4 yerden, 5 yerden, 7 yerden aylık alanlar, faiz geliri elde edenler, köşeyi dönenler, oligarklar, uyuşturucu baronları var. İki; ikili bir yapı arasında orta sınıf artık giderek yok olmaya başladı. Şimdi bunu ben de görüyorum, Temel Bey de görüyor, Meral Hanım da görüyor, Gültekin Bey de görüyor, Sayın Davutoğlu, Sayın Babacan da görüyor. Dolayısıyla bizim bunu çözmemiz lazım. Nasıl çözeceğiz? Çözmenin yolu bir araya gelmek, oturup konuşmak, ortak plan, ortak program hazırlamak.

Artı biz artık öyle bir noktaya geldik ki İsmail Bey, devlette ciddi bir çürüme var. Yani bürokrasi bürokrasi değil, bakanlar eski bakan değil, Meclis eski Meclis değil. İradesi ipotek altına alınan bir TBMM var. “Gazi Meclis” diyoruz, gaziliğini elinden aldılar, öyle bir tabloyla karşı karşıya kaldık.

Öyle bir acı tablo var ki İsmail Bey, anayasaya göre milletvekili soru önergesi verir, ilgili bakan 15 gün içinde cevaplandırır. Bu kadar açık, bu kadar net. 15 gün değil, 15 ay değil, yıllardır soru önergelerine verilmeyen cevap var. Bu ne demektir? Milletin seçtiği milletvekiline ben güvenmiyorum ve ciddiye de almıyorum, dikkate almıyorum diyor. Düşünebiliyor musunuz, bozulmanın geldiği noktayı görebiliyor musunuz?

Yargı… Yargıda felaket bir tablo var. Anayasa Mahkemesi kararını uygulamam diyor en alttaki adam. Suç işliyor. Anayasaya aykırı, suç işliyor, alıyorsunuz bunu daha üst makama atıyorsunuz.

Bakın, 6 liderin yüklendiği sorumluluk sıradan bir sorumluluk değildir. Bizim siyaset tarihimizde bir ilktir. Ve biz 6 lider ülke yeniden inşa edilecek, devletteki çürüme durdurulacak, devlette liyakat sağlanacak, herkes kendi görevini yapacak. Biz büyük bir fedakarlıkla aslında bir aradayız. Oturuyoruz, konuşuyoruz en ince ayrıntılarına kadar. Artı tabi biz konuşuyoruz ama bizim altımızda Genel Başkan Yardımcıları var, teknik personel var, akademik dünyadan katkı verenler var, emekli bürokratlar var. Her bir alanı alıp irdeliyoruz. Bir kısmımız parlamentoda çalışıyor, bir kısmımız parlamento dışında çalışıyor, ekipler bir araya geliyor, sorunları masaya yatırıyorlar, liderlerin önüne görüş birliği sağlanan metinler geliyor. Bu kadar ince eleyip sık dokuyoruz.

İsmail Küçükkaya- Şimdi efendim sorunlar büyük. Fakat tabi çözüm önerilerinin de böyle kapsayıcı da olması gerekir. Hani Temel Bey dedi aktardım ya size, Meral Hanım da bir akşam yemeğinde dedi ki; bunları konuşuyorduk, meşhur kahkahasını attı, eleştirmek için söylemiyorum ama dedi inanın dedi CHP’yi yönetmek aslında Türkiye Cumhuriyetini yönetmekten daha da zor bir bakıma dedi.  

Kemal Kılıçdaroğlu- Doğrudur.

İsmail Küçükkaya- Doğru mudur?

Kemal Kılıçdaroğlu- Doğrudur. CHP'de tabi düşünce özgürlüğü var. Düşünce özgürlüğü, her insanın her istediğini söylemesi anlamına gelmiyor. Elbette ki düşüncelere saygılıyız. Geçmişte hep şu söylenirdi 'CHP'de her kafadan bir ses çıkıyor' diye. Şimdi bu artık bitti. Yani sonuçta her birimiz oturuyoruz, konuşuyoruz, daha sık toplantılar yapıyoruz. Bakın, mutlaka Parti Meclisi toplantılarını, mutlaka milletvekilleri toplantılarını, belediye başkanlarının toplantılarını, 11 büyükşehir belediye başkanının toplantılarını belli aralıklarla yapıyoruz. Bakın Meclis tatile girdi, biz tatile girmedik. Türkiye bu haldeyken bizim tatil yapacak halimiz yok, her birimiz çalıştık. Salı toplantılarını her bir ilde yeniden yapmaya başladık ve devam ediyoruz. Şimdi parlamento açıldı bundan sonra parlamentoda yapacağız.

İsmail Küçükkaya- Peki bu Altılı Masada’ki liderler bir araya ayda bir geliyorlar. Bu devam edecek mi yine?

Kemal Kılıçdaroğlu- Onu biraz daha sık yapma yönünde dün akşam karar aldık. Daha sık yapacağız.

İsmail Küçükkaya- Nasıl mesela? 15 günde bir, haftada bir?

Kemal Kılıçdaroğlu- Gerekirse 15 günde bir, 20 günde bir gerçekleştireceğiz bunu. Bu konuda bir görüş birliği oluştu. İkinci ev sahipliğini yine programa uygun olarak CHP’den sonra DEVA yapacak. Onlar bir gün belirleyecekler, o gün tabi liderlerin uygun olduğu bir takvime de denk getirmek gerekiyor, çünkü iki partinin kurultayları var, kongreleri var. O çerçevede yapılacak yine bir araya geleceğiz. Ama altı liderin bir araya gelmesi şu anlama gelmesin; yani her şey duruyor liderler gelecek bir araya. Hayır. Dün aldığımız kararlar var, o kararlar konusunda hangi Genel Başkan Yardımcılarını görevlendirdiklerimiz de yazıldı. O Genel Başkan Yardımcıları örneğin bugünden itibaren bir araya gelecek, çalışacaklar.

İsmail Küçükkaya- Ama şunu öğreniyoruz. Dünkü toplantıdan sonra siz bir karar aldınız ve Liderler Zirvesini bundan böyle daha sık yapacaksınız, 15 günde bir gibi?

Kemal Kılıçdaroğlu- Daha sık toplayacağız evet. Çünkü seçime de az kaldı. Dolayısıyla topluma daha vereceğimiz hedefler var, yapacağımız çalışmalar var, bu çalışmaların topluma aktarılması lazım.

İsmail Küçükkaya- Seçim ne zaman efendim?

Kemal Kılıçdaroğlu- Bakın şimdi, dün iki önemli karar aldık. Bir; Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçişin yol haritası; yani biz nasıl yöneteceğiz, bu konuda ön çalışmalar, taslaklar çıktı ortaya ve bununla ilgili çalışmalar devam edecek, genişleteceğiz bunu. Var olan tereddütler varsa tereddütleri gidereceğiz. İkincisi ülkemizin temel politika alanları. Örneğin tarımda, örneğin eğitimde, örneğin bilim teknikte, örneğin adalette, yargıda ne yapacağız? Bu konularda da bir çalışma yapılıyor, ön çalışmalar yapıldı. Bu biraz daha uzun vadeli bir çalışma olacak. Bu aynı zamanda bir hükümet programına dönüşmüş olacak. Çünkü biz iktidar olduğumuzda ‘tarımda şunu yapacağız, milli eğitimde şunu yapacağız, bilim teknolojide şunu yapacağız, yargıda, hukukta şunu yapacağız’; bütün bunların tamamını belirleyen bir çalışma yapıyoruz şu anda, onun da düğmesine basıldı. Bu iki çalışmayı büyük bir olasılıkla ilke kararına vardık hani geniş kitlelere beraber altı lider gene bir araya gelerek ilgili arkadaşlar çıkıp kamuoyuna açıklasınlar diye.

Şunu yaptık İsmail Bey bundan bütün vatandaşlarımın emin olmasını isterim. İktidar olduğumuzda hangi gün neyi yapacağımızı, hangi konuda nasıl karar alacağımızı kamuoyuyla paylaşacağız.

İsmail Küçükkaya- Bahseder misiniz efendim? Mesela şunu çok merak ediyorum. Şimdi siz ve dostlarınız iktidara gelirseniz… Bu arada seçim ne zaman efendim?

Kemal Kılıçdaroğlu- Bilmiyoruz ama büyük bir ihtimalle Mayıs ayı içinde olabilir.

İsmail Küçükkaya- Siz buna evet diyor musunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu- Bizim için fark etmez.

İsmail Küçükkaya- İktidara gelirseniz projeleriniz ne olacak mesela efendim? Bize nasıl Türkiye’yi yöneteceksiniz biraz bahseder misiniz, çok merak ediyorum.

Kemal Kılıçdaroğlu- İsmail Bey, önce 6 ay içinde toplumun bir rahatlaması lazım, bunu yapacağız. Bu konuda çok güzel düşüncelerimiz var. Bu düşünceleri yazılı hale getiriyoruz ama parti olarak da bizim… Az önce söylediğim temel politikalar altı parti tarafından, lider tarafından belirlenmediği için o alana pek şimdi girmem doğru olmaz. Ama biz kendi açımızdan söyleyeyim, kendi açımızdan ifade edeyim. Mesela çiftçinin faiz borcu var inim inim inliyor zaten, esnafın faiz borcu var biz bu faizleri sileceğiz. İki; örneğin biz Aile Destekleri Sigortasını getirmek istiyoruz. Yani bir toplumda bir anne kendi evladını, karnı doymamış olan evladını yatağa yatıramaz efendim bu çok acı veren bir olaydır. Biz bunu da ortadan kaldıracağız. Ve Allah nasip eder iktidar olduğumuzda göreceksiniz İsmail Bey, bu güzel ülkede hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek, her çocuğu anne severek, okşayarak, karnını doyurarak yatağına yatıracak. Hiçbir evde yoksulluk emaresi dahi olmayacak. Yoksul ailelerin yok elektriği kesildi, yok doğalgazı kesildi, yok suyu kesildi; bu ortaçağ anlayışını bitireceğiz, tamamen bitireceğiz. Hiçbir ailenin, yoksul bir ailenin elektriğini, suyunu, doğalgazını kesip onu karanlığa, onu soğuğa mahkum etmeyeceğiz, onu susuzluğa mahkum etmeyeceğiz. Aile Destekleri Sigortasının felsefesi bu.

Bakın İsmail Bey, bu felsefe aslında 1975 yılında kabul edilmiş, parlamento tarafından kabul edilmiş. 75 düşünün, 2022 ama uygulanmıyor. Çünkü yoksulluk istismar ediliyor. Ben sana şunu vereyim, sen bana oy ver diye. Biz öyle bir düzen getireceğiz ki, kime isterse oy versin ama hiç kimse yatağa aç girmesin. Her ailede huzur olsun, her evde bereket olsun. Biz bunu yapacağız. Daha buna benzer çok projemiz var. Örneğin yurt sorunu. Anne baba bakıyor evladı kazandı, üniversiteyi kazandı, bir sevinç, bir neşe arkadan bir tereddüt ya da bir kaygı. Kızım nerede kalacak, evladım nerede kalacak. Bir yıl içerisinde yurt sorununu Türkiye genelinde çözeceğiz, bir yıl.

İsmail Küçükkaya- İşte efendim bakın ben bunu eski kanalımda da, şimdi Halk TV’de de söylüyorum zaman zaman. Geçen hafta Karayalçın gelmişti, ona da söyledim. Yıllar evvel o zaman çalıştığım kurumun patronu böyle bir sosyal sorumluluk görevleri için size yollamıştı ekip arkadaşlarını, ben de oradaydım, Ankara temsilcisiydim. Size ne yapalım diye sordular. Zatıaliniz o tarihte Grup Başkanvekiliydi. Siz de dediniz ki, ‘ne yapın yapın Anadolu’da kız yurtları yapın’ demiştiniz. Bunu çok önemsiyorum, hiç unutmuyorum efendim bunu. Çünkü çocuklarımız bugün yurt sorunuyla karşı karşıya.

Kemal Kılıçdaroğlu- Yurt sorunuyla… Yani bir yılda çözülecek sorunu 20 yılda çözemediler. Bir yılda çözeceğiz. Bir yılda her tarafa yapacağız bunu. Hiç kimse en ufak endişe duymayacak. Bakın bu yurtlar sadece hani bir dört duvar içinde, iki oda, bir oda falan değil yani. Gayet güzel olacak; bir kişilik, üç kişilik odalar, sıcak suyu, soğuk suyu, geniş bant internet erişimi olacak, kütüphanesi olacak, çalışma yerleri olacak, spor yerleri olacak. Yani anne baba çocuğunu yurda gönderirken huzur içinde göndermiş olacak.

İsmail Küçükkaya- Sizin efendim bir de şimdi bu çok konuşuluyordu ya mesela AK Parti hep böyle sizin partinizi işte bunlar iktidara gelirse yardımları keserler diyorlardı ama tabi sizin de talimatınız var. Millet İttifakının belediye başkanları, CHP’li belediye başkanları sosyal yardımları azaltmadılar bilakis artırdılar. Bunu yeni dönem için bir işaret diye görebilir miyiz?

Kemal Kılıçdaroğlu- Tabi tabi. İsmail Bey, şimdi o kadar çok iftira atarlar ki bize. Geçen Erzurum'a gittiğimde Erzurum’da bir esnaf kardeşim bana dedi ki, dükkana girip tokalaşmak istiyordum. Girdim dükkana tokalaştım 'Bir soru soracağım size. Siz Allah'tan korkuyor musunuz?' dedi. Yani bu soru tabi garip bir soru. 'Elbette dedim yani. Hepimizin bir inancı var, hepimizin bir ahlaki değeri var. Dolayısıyla biz hata yapmamaya, kusur işlememeye, günah işlememeye özen gösteririz’. ‘Bunu niye size sordum biliyor musunuz’ dedi. ‘Bilmiyorum’ dedim. ‘Geçen gün mezarlıkta bir defin işlemi yapıyorduk, gene döndü dolaştı iş siyasete ve CHP'yi suçlamaya başladılar. Bu arada içlerinden birisi dedi ki, CHP ne zaman iktidar oldu? Olmadı. E niye suçluyoruz biz'. Aklıma geldi ve ‘biz boşu boşuna yapıyoruz’ dedi. Şimdi bütün suçları getirip bizim sırtımıza yıkıyorlar. Çünkü kendi kusurlarını başkasına iftira atarak örtmeye çalışıyorlar. Buradan Türkiye’nin çıkması lazım. Türkiye buradan çıkacak ve seçimlerden önce, yerel seçimlerden önce sakın ha CHP’lilere oy vermeyin, efendim Ankara’da Mansur Bey’e, su paralarını efendim teröristler toplayacakmış, efendim yardımlar kesilecek diye. İstanbul gene aynı şekilde; her tarafta bunun propagandasını yaptılar, yardımlar kesilecek. Hiçbir yardım kesilmedi, tam tersine yardımlar arttı ve tam tersine yardımlar çok daha insani koşullarda yapıldı.

Mesela bir örnek vereyim İsmail Bey. Ekrem Bey söz vermişti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız söz vermişti, demişti ki, gelince işte yoksul ailelere süt vereceğim diye. Tabi kazandı kendisi belediye başkanlığını yaptı. Bir gün Erdoğan kalktı bir açıklama yaptı, dedi ki, bunlar süt dağıtacağız sözü vermişlerdi niye bu sözü tutmuyorlar. Oysa aylardır süt dağıtılıyordu. Çünkü biz onların dağıttığı gibi yapmıyorduk, insanın yoksulluğunu afişe etmiyorduk.

Bakın bugün İstanbul’da bir belediyemiz şunu yapıyor. Düşük gelirli ya da yoksul ailelerin evleri çocuklar okula gitmeden önce, o evlere birer beslenme çantası teslim edilir akşamdan. Çocuk o beslenme çantasıyla okula gider. Beslenme çantasının üstünde asla bir partinin rozeti yoktur, asla belediyenin logosu yoktur, asla belediye başkanının adı yoktur. Çünkü o çocuk o çantayı alıp okula gidiyor, arkadaşlarıyla beraber besleniyor. Şimdi bu projeyi yaygınlaştıracağız.

İsmail Küçükkaya- Merkezi iktidara da gelirseniz bu sosyal yardımlar, bu bakış açısı devam edecek mi?

Kemal Kılıçdaroğlu- Aynen devam edecek. Kişinin yoksulluğunu sadece sosyal devlet bilecek. Bakın şöyle yapacağız İsmail Bey… Şimdi aile hekimleri yok mu? Diyelim ki, 67 bin, 70 bin civarında aile hekimi var Türkiye sathına yayılmış. Nerede aile hekimi varsa aile hekiminin bulunduğu yerde Aile Destekleri Sigortasının personeli de olacak yani sosyal hizmet uzmanı da olacak orada. Aynı ailelerin geliri, gideri, nüfus sayısı, evin kirası vs. bunları saptayacak ve o bize düzenli bir rapor yazacak. Diyecek ki, Aile Destekleri Sigortası kurumuna gönderecek bu ailenin geliri şudur, bunun beslenmesi mümkün değil. Oğlu üniversiteyi kazandı burs verilmesi lazım, işte şu kadar da nakdi destek yapılması lazım. Nereye? Kadının banka hesabına. Kadın gidecek; işçi gibi, memur gibi, emekli gibi aylığını alacak, çoluk çocuğunun gıdasını, beslenmesini sağlayacak. Yani onun yoksulluğunu hiç kimse bilmeyecek. Memur nasıl gidip aylığını alıyorsa bu da gidip aylığını alacak.

İsmail Küçükkaya- Şimdi efendim ENAG… Bugün tabi enflasyon rakamları açıklanacak. Biraz sonra size TÜİK’in açıklayacağı rakamları da soracağım ama ENAG bağımsız bir grup biliyorsunuz. ENAG grup tüketici fiyat endeksi Eylül ayında yüzde 5.30 arttı. TÜFE’nin 12 aylık artışı yüzde 186.27, yılın başından itibaren ise yüzde 101. Sizce enflasyon kaç efendim şu anda Türkiye’de?

Kemal Kılıçdaroğlu- Valla ENAG'ın dediği doğru. Yani vatandaş da bunu görüyor zaten, rakamı biliyor. Yani pazara gittiği zaman görüyor. Domates aldığı zaman fiyatı görüyor, sütü aldığı zaman fiyatı görüyor, diğer ürünleri aldığı zaman bu fiyatı görüyor zaten. Doğalgaza zam yapıyorlar, elektriğe zam yapıyorlar, akaryakıta zam yapıyorlar. Bu zamlar doğal olarak yansıyor. Gübreye zam yapıyorlar. Gübreye yapılan zam yüzde 100'leri çok aştı, yüzde 100’lerin üzerinde. Şimdi faiz geliri birilerine veriyorlar. Faiz geliri nedir? O da başka bir zamdır yani. Yüzde 400'ün üzerinde bankalar kâr elde ettiler. Böyle acayip bir tabloyla karşı karşıyayız. Yani İsmail Bey, işin özetini söyleyeyim; bu iktidar, alt gelir gruplarından alıp üst gelir gruplarına para aktarıyor. Bunların görevi bu efendim.

İsmail Küçükkaya- Kur Korumalı’yı böyle mi görüyorsunuz mesela?

Kemal Kılıçdaroğlu- Sadece Kur Korumalı değil bu zamlar da öyle, diğerleri de öyle. Alt gelir gruplarından üste aktarıyorsan. Enflasyon… ‘Enflasyonu tek haneye indireceğiz’ diyor. Kardeşim 20 yıldır iktidarsın elinden tutan mı var, sana engel olan mı var? Sen atama yaptın da Bay Kemal sana karşı mı çıktı, ne yaptın sen bugüne kadar? ‘İndireceğiz...’ İndir kardeşim. Efendim sebep faizi indireceğiz. İndir kardeşim, indiriyorsun. Hani fiyatlar düşmüyor. Zam almış başını gidiyor. Sen Allah aşkına şu sarayından inip, şu Ümraniye’nin biraz varoşlarına bir git bakalım, Üsküdar’ın varoşlarına git bakalım, şu Sultanbeyli’nin bir varoşlarına git bakalım. İnsanlar ekmek bulamıyor. Emin olun Türkiye gerçeklerinden kopmuş bir iktidar var. Ve bunlar enflasyon… Bakıyor adam tabi sarayda enflasyon yok diyor, istersem tek haneye indiririm. İndir, niye indirmiyorsun! Devraldıklarında enflasyon kaçtı Allah aşkına, şimdi enflasyon kaç!

İsmail Küçükkaya- Geçen hafta efendim Sayıştay raporları yayınlandı. İşte Birgün, Cumhuriyet gibi pek çok gazetede manşetler oldu. Külliyenin bir günlüğü 10 milyon liraya kadar çıkmış maliyeti.

Kemal Kılıçdaroğlu- Evet, çıkar. Bunlar bir eli yağda bir eli balda, bunlar halktan tamamen kopmuş vaziyetteler. Erdoğan çıkıp pazarda alışveriş yapamaz. Çık arkadaş bir pazarda alışveriş yap. Hadi sen yapmıyorsun eşini gönder bir alışveriş yapsın. Hadi o da gitmiyor, ya kardeşim sana bakan oradaki üç dört kişiyi gönder alışveriş yapsınlar, durum nedir. Geçen sene, geçen seneyi de bırakın, geçen ay diyelim ki mercimek kaç, şimdi mercimek kaç oldu. Süt üreticilerini perişan ettiler. Yakında bak sütleri göreceksiniz hangi noktaya geldiğini.

İsmail Küçükkaya- İşte Sencer Solakoğlu Bursa’dan isyan ediyor. İnekleri sürekli kesime gönderiyoruz diyor, maliyetleri karşılayamıyoruz.

Kemal Kılıçdaroğlu- O Süt Konseyinin başındaki kişi bu işin ticaretini yapan adam ve o karar almadığı sürece alınmıyor. Sütsüz bir toplum olur mu Allah aşkına! Biz bu evlatlarımıza süt içireceğiz. Emin olun kar hırsı, kendi dar kadrosundaki kar hırsı bunların gözünü bürümüş vaziyette.

İsmail Küçükkaya- Sayın Kılıçdaroğlu, şimdi bugün Cumhuriyet’te çok ilginç bir yazı, önemli ve şimdi önümüzdeki seçime ilişkin de ‘kuşkulu oylar saraya taşıdı’ diyor. Bu konulara bir girmek istiyorum ama önce… Şimdi dün efendim böyle ajanslara yansıyanlara baktım. Siz ev sahibiydiniz, bütün liderleri kapıda karşıladınız, kapıda uğurladınız, yüzler böyle gülüyordu falan. 7 saat filan bayağı uzun uzun konuştunuz. Ne oldu bir anlatır mısınız efendim, dünü birazcık bir anlatır mısınız bize? Yani ilk kim konuştu, ne söylediniz, siz açtınız ev sahibi olarak. Ne dediniz mesela ilk buluştuğunuzda?

Kemal Kılıçdaroğlu- Şimdi kendi açımdan ifade edeyim. Tabi altı liderin bir araya gelmesinin Türkiye açısından, demokrasi açısından, insan hakları açısından, toplumsal barışı sağlama açısından önemli olduğunu; bu önemin sadece bizi değil toplumun her kesimini ilgilendirdiğini ve görüldüğünü ifade ettim. Bu tarihin bize yüklediği bir sorumluluktur diye ifade ettim. Bu bir siyasi partinin bakışıyla değil altı liderin Türkiye’ye bakışıyla ve var olan sorunları çözme konusundaki iradesini ortaya koyuşuyla ilgili bir tablodur diye ifade ettim. Dolayısıyla buna benzer giriş yani. Hoş geldiniz, şeref verdiniz, onur verdiniz diye ifade ettim. Sonra iki temel konu üzerinde de zaten daha önce çalışmalar yapılmıştı. Ben gündemi belirleme konusunda her lider ev sahipliği yapmadan önce liderleri gezip bir gündem taslağı veriyor ve o gündem taslağı içerisinde liderler şunu da gündeme alabiliriz veya şunu almaya gerek yok diye söylerlerse biz o çerçevede yeni bir gündem oluşturuyoruz, o gündemle beraber masaya oturuyoruz ve görüşmelerimizi yapıyoruz. İşin özeti o. Her birimiz sorumluluğumuzun bilincindeyiz aslında. Çünkü bu dediğim gibi tarihin yüklediği bir sorumluluk bize. Hepimizin ortak hedefi Türkiye’de demokrasinin olması, Türkiye’de özgürlüklerin olması, insanların düşüncelerini ifade etmeleri, din ve vicdan özgürlüğü, herkesin inancına, kimliğine saygı duymak, ayrışan bir toplum değil birbiriyle kucaklaşan bir toplum. Buna benzer konuşmalar tabi oluyor. Ev sahipliğinde biz bunları yapıyoruz. Diğer Genel Başkanlar da tabi aynı çerçevede, zaten biliyorlar onlar da, onların ev sahipliğinde de ilk konuşmayı onlar yapıyorlar, gündemi getiriyorlar önceden. Son şekli bir şekliyle veriliyor.

İsmail Küçükkaya- Efendim bir Kurban Bayramında sizinle bayramlaştıktan sonra biraz sohbet etme imkanı bulmuştum. Bir bölümünü sonra sizden izin alarak aktarmıştım, kamuoyuyla paylaşmıştım. Siz demiştiniz ki, ‘kişilerden tamamen bağımsız biz ittifak olarak bu seçimi yüzde yüz kazanacağız. Bütün kararlılığımız buna göre’ demiştiniz. Sonrasında da bir buluşmadan, bir yayınımızdan sonra da ayrıca siz sonra dediniz ki bana hani odanızda kahve ikram ederken, ‘kimse masayı devirmeyecek, hepimiz sorumluluğumuzun farkındayız, masayı deviren altında kalır’ demiştiniz. Bugün o aradan geçen sürede geçen sene Kurban Bayramı, işte dört ay önceki yayın ve bugün. Seçimi kazanabilecek durumda mısınız ittifak olarak?

Kemal Kılıçdaroğlu- Ondan hiç endişem yok, en ufak bir endişem yok. Seçimi kazanacağız, parlamentoda çoğunluğu sağlayacağız ve gerçekten Türkiye’yi toplumun her kesiminin, geçmişte AK Partiye oy verenlerin de memnun olacağı, Türkiye’nin her kesimini kucaklayan bir siyasal anlayışı Türkiye’ye egemen kılacağız.

İsmail Küçükkaya- Emin misiniz kazanacak mısınız?

Kemal Kılıçdaroğlu- Tabi tabi, bundan en ufak bir şüphem yok. Üstelik farkla alacağız yani ciddi bir farkla alacağız biz bunu.

İsmail Küçükkaya- Çünkü Ali Babacan da öyle diyor. Böyle diyor birkaç oy farkla değil diyor farklı almamız gerekir ki diyor…

Kemal Kılıçdaroğlu- Yo yo hayır. Çünkü bakın, alanı geziyoruz, görüyoruz zaten. Esnafı da görüyoruz, çiftçiyi de görüyoruz, emekliyi de görüyoruz, ev kadını da görüyoruz, pazarda alışveriş yapanları da görüyoruz. Yalnız ben değil tabi yani altı lider de gidiyor, geziyor, vatandaşlarla konuşuyor, oturuyor. Geçmişte bizim CHP olarak diyelim ki özel olarak bir alana gireyim, kırdığımız insanlar var o insanlara oturuyoruz, konuşuyoruz, helalleşiyoruz. Dolayısıyla toplumun her kesimine sıcak ve uçuk değil, ayakları yere basan düşüncelerle, gerçeklerle oturuyoruz konuşuyoruz. Dolayısıyla var olan yapıdan, sistemden kimsenin memnun olmadığını biliyoruz zaten. Memnun olan bir sınıf hiç mi yok diyeceksiniz? Var tabi efendim. Oligarklar memnun, tefeciler memnun, faizciler memnun, uyuşturucu baronları memnun, herkes memnun yani, 5’li çete memnun, devletten milyar dolarlık iş güvencesiyle iş alanlar memnun. Bunların hepsi memnun, bunlar ayrı bir sınıf. Ama sorun; çiftçi memnun değil, işçi memnun değil.

Bakın İsmail Bey, bir şey daha söyleyeyim. Bakın, devlette 100 binin üzerinde hala taşeron işçi var. Hani taşeronları kadroya alacaklardı? Baskı yaptım, yaptım, yaptım; kadroya aldılar. Şimdi yeni Sağlık Bakanlığından tutun Karayollarına kadar pek çok yerde yine taşeron işçiler var. Onlara da sözümüz var. 150 bine yakın taşeron işçi, onlara da kadro vereceğiz.

İsmail Küçükkaya- EYT?

Kemal Kılıçdaroğlu- EYT sorunu ısrar ettik, çözeceğiz diyorlar. Çözmezlerse biz çözeceğiz zaten, orada hiç kimsenin endişesi olmasın, EYT sorununu çözeceğiz.

İsmail Küçükkaya- Şimdi yine sizden hem o bayramlaştığımız gün, hem sonraki yayınlarda her buluşmamızda sorduğum ve sizden duyduğum bir şeyi dünkü buluşmanız bağlamında bir daha sormak istiyorum. Siz demiştiniz ki, her zaman şunu söylüyorsunuz; ‘biz sorunu biliyoruz, çıkış yolunu da biliyoruz. Konuşmalarımızda şu ana kadar aday kim olsun diye hiç konuşmadık, bunu konuşmuyoruz çünkü bunu en son ve aslında en kolay yol olarak biliyoruz’ dediniz. Dün de böyle miydi?

Kemal Kılıçdaroğlu- Dün de öyleydi. Şimdi şunu eleştirdik kendi aramızda. Niye acaba televizyonlar günün neredeyse 24 saati ‘Cumhurbaşkanı adayı kim olacak’ diyor? Arkadaşlar, önce var olan bir sistem var ve bu sistem milleti perişan etti. İşçisinden tutun emeklisine kadar, ev kadınından tutun üniversitedeki hocasına kadar herkesi perişan etti, herkes mutsuz, gençler geleceklerini yurtdışında arıyorlar. Bizim önce bunu nasıl çözeceğimiz konusunda oturup bir düşünce birliği, bir görüş birliği sağlamamız lazım, görüş birliğini yazılı hale getirmemiz lazım, altına imza atmamız lazım, kamuoyuyla paylaşmamız lazım. Yani şimdi bir Cumhurbaşkanı adayını belirledik, ne yapacak bu Cumhurbaşkanı adayı? Şimdi işi tersinden almak istiyorlar. Tabi belli çevreler bunu özellikle gündeme taşıyorlar. Türkiye’nin bu kadar sorunu varken şu sorulabilirdi: Siz yolsuzluklarla nasıl mücadele edeceksiniz? Açsınlar, baksınlar, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem içinde görecekler orada neyin ne olduğunu. Efendim olayları, durumu nasıl tespit edeceksiniz? Efendim Hasar Tespit Komisyonu kuracağız dedik. Hasar Tespit Komisyonu nedir? Altı liderin önüne devletin verisi nedir, bilgisi nedir, birikimi nedir bunları şu anda kamuoyu bilmiyor. Gerçek borcumuz nedir, gerçek alacağımız nedir, devletin yükümlülükleri nedir, kime ne kadar garanti verildi bunların hiçbirisi belli değil. Rakamlar veriliyor rakamlar gerçekçi değil. Dolayısıyla Hasar Tespit Komisyonu devletteki hasarı bir tespit edecek. Hasar tespiti önümüze gelecek, biz ona göre karar vereceğiz. Yani şöyle; son derece akıllı, ayakları yere basan, hani feraset sahibi kişilerin oturup da ya biz evet devlette böyle bir sorun var ve biz bu sorunu nasıl çözeriz diye önce bunun üzerinde bir uzlaşmamız lazım. Uzlaşırız, belli bir noktaya geliriz, ondan sonra deriz ki, tamam Cumhurbaşkanı adayımız budur. Yani Cumhurbaşkanı adayı da altı liderin belirlediği kuralların dışına çıkmayacak, o öngörülen hedefleri, taahhüt ettikleri hedefleri, vaat ettikleri hedefleri hayata geçirecek. Eğer bu olmazsa zaten tekrar başa dönmüş olacağız. Artı Cumhurbaşkanlığı için söylediğimiz gayet açık, onu da ben de söyledim, Temel Bey de söyledi, diğer liderler de söyledi; kardeşim sen bizim Cumhurbaşkanı adayımızı merak ediyorsan seçim takvimini açıkla, seçim gününü belirle, otururuz iki gün içinde biz Cumhurbaşkanı adayımızı belirleriz, kampanya başlarken biz bunu yaparız. Çünkü İsmail Bey bakın, akılcı politika şunu gerektiriyor. Altı lider ne söyleyecekse belirlediğimiz Cumhurbaşkanı adayı da aynı şeyi söyleyecek. Yani her birimiz ayrı telden çalarsak olmaz bu iş. Yani biz bunu düşünüyoruz, onlar da. Şimdi belirleyelim, herkes ayrı telden çalsın, dönüp Erdoğan desin ki, bak işte gördün mü bunların hiçbirisi tam görüş birliği sağlamamış.

İsmail Küçükkaya- Ayrıca masa devrilebilir.

Kemal Kılıçdaroğlu- Elbette. Biz bütün bunların hepsinin farkındayız ve biliyoruz. Kışkırtmalar, telkinler bunların hepsine kapalıyız. Biz inandığımız yolda Türkiye’yi aydınlığa çıkarma konusunda, Türkiye’ye huzuru, Türkiye’ye demokrasiyi, Türkiye’ye insan haklarını, Türkiye’ye özgürlüğü getirmek için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz.

İsmail Küçükkaya- O halde şunu anlıyorum. Daha evvel bana ifade ettiğiniz gibi diğer liderler de ama zatıaliniz de ifade etti. Dünkü Liderler Zirvesinde, Millet İttifakının liderlerinin buluşmasında ortak adayla devam edeceğiz ama adayın kim olduğu konusunda konuşulma olmadı.

Kemal Kılıçdaroğlu- Olmadı evet. Zaten olmasına da gerek yok.

İsmail Küçükkaya- Ne zaman olacak bu?

Kemal Kılıçdaroğlu- Seçim tarihini belirlesinler olur, biz hemen otururuz adayımızı belirleriz. Niye belirlemeyelim?

İsmail Küçükkaya- Bir şey söylediniz ya efendim, sorumu ilk sorduğumda dediniz ki, biraz kendimizi de eleştirdik gibi bir cümle kullandınız biraz evvel. Hani bu acaba hani liderler de biz konuşmayalım mı bu konuyu televizyon ekranlarında. Çünkü olması gereken aslında ekranlardan değil de yüz yüze görüşmeniz. Böyle bir eleştiri de mi oldu birbirinize ya da özeleştiri?

Kemal Kılıçdaroğlu- Birbirimize değil de partilerin kendi içine yönelik. Yani arkadaşlar diyelim ki CHP kendi partimden örnek vereyim, CHP’de eğer bu konuyla ilgili görüş beyan edilecekse altı liderin imzaladığı metin var ve bu metin kamuoyuna deklare edilmiş, bu metin çerçevesinin dışına çıkılmaması… Doğru o metnin dışına çıkmamamız gerekir.

İsmail Küçükkaya- Siz de zaten bunu söylüyorsunuz.

Kemal Kılıçdaroğlu- Bunu söylüyorum evet.

İsmail Küçükkaya- Kendi arkadaşlarınıza da yeri geliyor…

Kemal Kılıçdaroğlu- Yeri geliyor söylüyoruz, evet.

İsmail Küçükkaya- Şimdi efendim siz seçimi kazanacağız diyorsunuz, kendinizden emin gözüküyorsunuz yani 1,5 – 2 yıldır böyle bir şey. Ve geçtiğimiz yıla baktığımız zaman sizin en dikkat çekici hamlelerinizden birisi böyle ani bir iki baskın yaptınız bir yerlere. Kamuoyunun dikkatini ve devlet kurumlarının dikkatini oraya çekmek istediniz. Aklıma bu niye geldi şimdi efendim, bugün Necati Özkan imzalı bir haber Cumhuriyette, önemli bir manşet bakın. 2017 referandumuna 104 ilçedeki 2 milyon oy damga vurmuş. Kuşkulu oylar saraya taşındı. Müsaade ederseniz okumak isterim yorumunuzu merak ediyorum. “Parlamenter sistemi sone erdirip cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine kapı açan 16 Nisan 2017 referandumunun sandık analizi sonucu değiştirecek sayıdaki şüpheli oyu gündeme getirdi. YSK’nın 2015 genel seçim sonuçları ile 2017 referandumunu karşılaştıran analize göre kazananı 104 ilçede 2 milyondan fazla normal olmayan evet oyu belirledi. Seçim günü sağlıklı veri kontrolü yapılsa en az 433 bin farkla hayır sonucu çıkacaktı”. Ne dersiniz?

Kemal Kılıçdaroğlu- Şöyle… Seçim güvenliği çok önemli. Biz altı lider bu konuda son derece kararlı bir çalışma yapıyoruz. Bununla ilgili de ekipler belirlendi, ekipler çalışıyorlar. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, elimizdeki veriler sürekli güncelleniyor, veri mühendisliği dediğimiz bir kavram var. O verilerden yola çıkarak biz ilk kez oy kullanacakları biliyoruz, nerelerde hangi konutlarda oturduklarını da gayet iyi biliyoruz. Yanlış bilgiler geldiği zaman onu hemen süratle test ediyoruz. Yanlış bilgileri YSK’ya bildiriyoruz. Bugüne kadar bizim bildirdiğimiz yanlış bilgilerin tamamını YSK dikkate aldı ve onları listelerden düştü. Bu konuda duyarlığımız var. Bu bize ait yani CHP’ye ait. Diğer partiler de benzer çalışmaları yapıyorlar. Seçim güvenliğiyle ilgili ayrı bir komisyon kurduk. Bu komisyonda ikişer kişi çalışıyor her partiden. Bir dijitalden sorumlu olan yani bilgisayar altyapısından sorumlu olan ve verileri bir anlamda analiz eden bir ekibimiz var. İki, örgütlerden sorumlu olan Genel Başkan Yardımcımız var. Diğer partilerde de benzer bir ekip var ve bu ekip belli zaman aralıklarıyla toplanıyor ve değerlendirmeler yapıyorlar. YSK’dan bize belli aralıklarla sonuçlar geliyor ve biz o sonuçları eski sonuçlarla karşılaştırarak ilerde hiçbir hata, kusur olmasın diye özel bir çaba harcıyoruz. YSK bazen bize bildiriyor, diyelim ki biz 98’den bu yana kim hangi sandıkta oy kullanmış, onun verileri var bizde. Bakıyorsunuz; ilk kez birisi işte 100 küsur yaşında oy kullanacak, olmaz böyle bir şey yani, şimdiye kadar hiç oy kullanmadı şimdi yeni oy kullanacak. Hemen oraya ilden ekiplerimizi gönderiyoruz, böyle bir kişinin olup olmadığına bakıyoruz. Eğer yanlışsa, böyle bir şey yoksa YSK’ya bunu bildiriyoruz ve listelerden düşürüyoruz. Doğum yeri Türkiye’de olmayan; örneğin Suriye’de doğmuş, Irak’ta doğmuş, başka yerlerde doğmuş olanlar var, Türkiye vatandaşlığı var. Bunlara da bakıyoruz. Hatta bunlardan bir kısmı yurtdışında şu anda yerleşik ama aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bunlar. Yani Türkiye’de doğmamış örneğin Suriye’de, örneğin Irak’ta, örneğin Afganistan’da doğmuş ama Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı almış ama yabancı bir ülkede şimdi yaşıyor. Bütün bunların hepsinin verileri var. Biz bütün partiler, altı parti seçim güvenliği konusunda son derece duyarlı ve kararlıyız. Bir hataya yol açmamak için, bir yanlışa yol açmamak için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz.

İsmail Küçükkaya- Yani o zaman ben de bir yurttaş ve bir gazeteci olarak bu kritik seçime giderken sizden aldığım bu teminatta emin olayım değil mi? Bu seçim sonuçları, bu seçim güvenliği, sandık güvenliği, bir kuşkum olmasın.

Kemal Kılıçdaroğlu- Buradaki kritik nokta şu, bütün arkadaşlarıma söyledim. Bir, sandıkta görevli arkadaş kim? A sandıkta görevli. Nerede? Şu okulda, şu sandıkta görevli. Bir, oraya geldiği gün, saat, hemen oturup tutanağı imzalamayacak. Seçimler bitecek, seçim bittikten sonra sayım yapılacak, sayım yapılırken dur dışarıya çıkıp bir sigara içeyim yok, bir telefon geldi gideyim yok, yapmayacak onu. Sayımın sonuna kadar bekleyecek, tutanaklar kontrol edilecek, ondan sonra imzalayacak. Bir fotoğrafını çekecek ve CHP Genel Merkezine cep telefonuyla atacak. Yani tutanak bizim elimizde olacak. Biz son İstanbul seçimlerinde aynen böyle yaptık. Hiç kimse…

İsmail Küçükkaya- Bütün ıslak imzalılar elinizdeydi.

Kemal Kılıçdaroğlu- Hepsi elimizdeydi. Dolayısıyla dijitalde şöyle oldu, yok böyle oldu. Bütün bunların hepsinin önüne geçeceğiz. Ama burada bir şey daha var. Bundan önceki seçimlerde örneğin işte 100 küsur bin sandık var, şu anda bilmiyorum 200 bine yakın sandık var. Yaklaşık 10 bine yakın sandıkta görevlendirdiğimiz arkadaşların gitmediğini gördük. Sorduk bunlara; olur ya o gün bir cenazesi olabilir, sağlık sorunu olabilir, bunları ayıkladık, diğerlerinin partiyle olan ilişiğini kestik ve partiden çıkardık onları. Şimdiden il başkanlarımıza giden milletvekilleri hemen sandık görevlileri var bugünden belirlenen, onların yanında telefon açılıyor, siz hangi sandıkta görevlisiniz diye. Kişi ben şu sandıkta görevliyim diyor test ediliyor, bakılıyor. Eğer kişi bilmiyorsa onun üstü çiziliyor, yeni iki isim oraya yazılıyor. Bunu Türkiye genelinde yapıyoruz. Şu anda büyük bir kısmı tamamlandı. Bir şey daha yaptık. Okullarda gönüllü avukatlar görev almak istediler bizden. Dediler ki, biz olur ya bir itiraz olursa itiraza hemen avukat olarak, hukukçu olarak müdahale için. Avukat arkadaşlarla bazı barolarla da işbirliği yapıldı, gönüllü avukatlar, seçim sürecinde her okulda bir tane avukatımız olacak. Tabi Türkiye genelinde her yerde avukat olur mu, çok iddialı bir şey o ama biz en azından kitlesel oyların kullanıldığı bütün büyük kentlerde bu uygulamayı yapacağız.

Vatandaşlarımdan şunu istiyorum. Güven içinde sandığa gidin, oyunuzu kullanın. Sandığa gitmeme lüksümüz yok. Türkiye bugün içinde bulunduğu bu tabloyu aşmak zorundadır. Bu tabloyu aşmanın yolu demokrasiden geçiyor yani sandıktan geçiyor. Gidip oyumuzu kullanalım, en büyük arzum bu.

***SÜRECEK***


Bu Kategorideki Diğer Haberler