Biz ahmak değiliz!

Okunma Sayısı: 590    |    Yazı Tarihi: 15.12.2022


Sadece ADALET istiyoruz: Sıradan bir demokraside yaşayan herkes için olmazsa olmaz, vazgeçilemez bir hak! Türkiye Cumhuriyeti, anayasasında yazdığı gibi bir hukuk devleti olsaydı tarikatların elindeki bir çocuk eğitim haklarından mahrum bırakılıp, ailesi eliyle cinsel istismara uğrasın diye yetişkin bir erkeğe teslim edilebilir miydi? Kamuoyu Timur Soykan’ın haberiyle ayağa kalkıp olayın peşini de bırakmayınca, 10 gün kadar susan devlet, sonra olaya sahip çıktı! Demek olabiliyormuş? Buna sevinemiyorum, yukarıdan işaret gelince işler yoluna giriyorsa gelmediği zaman adalet yok demektir.

İmamoğlu’na siyaset yasağı

Nitekim, bugün öyle oldu: İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na açılan “ahmak” davasında, hepimizi ahmak yerine koyan bir karar alındı: Olmayan bir suçtan başkana, yatarı olan bir hapis ve siyaset yasağı cezası verildi. İmamoğlu’nun YSK üyelerine değil, kendisine ahmak diyen İçişleri Başkanı Soylu’ya yanıt olarak ahmak dediği gün gibi ortada. Ama böyle bir iddiayla açılan davada vicdani olarak ceza veremeyeceğini belli eden ilk hâkimi sürdüler, yerine gelen de kendisine iletilen kararı yazdırıverdi. İmamoğlu’nun tepkisi seçmenlerini Saraçhane’ye çağırmak oldu. Saat 16’dan 20’ye kadar oradaydım. Herkeste müthiş bir öfke, bilenmişlik, azim ve heyecan hâkimdi. Meral Akşener Ankara’dan aracına atlayıp geldi. Laf aramızda herkes Kılıçdaroğlu’nun bu kadar önemli bir günde Almanya’da pasaport kuyruğunda ne aradığını diline dolamıştı. Tarihini önceden biliyordu, bir gün de olması gerektiği yerde olsa diyenler çoktu ve bu sitemler CHP genel başkanının bir uçak ayarlanıp geri dönmesiyle bile dinmeyecek galiba.

Şimdi ne olacak?

Ceza hukukçuları ve anayasa profesörleri kanunları yorumladılar. İtiraz önce istinafa yapılacak, tabii ki geri çevrilecek. Oradan Yargıtay’a gidilecek. Burada biraz daha umut var. O da olmazsa Kabaoğlu’nun görüşüne göre Anayasa Mahkemesi’ne kadar gidilecek. Hukuki süreç bitmeden kararın işleme konulması, İmamoğlu’nun görevden alınması hukuken mümkün değil. Ama burası bütün iplerin koptuğu bir muz cumhuriyeti ise her şey hızlandırılır, o bile yapılabilir, bu dava AKP iktidarının ölüm kalım davası. RTE, İstanbul’u kaybettiklerinde yaptığı yanlışı niye şimdi tekrarlıyor,İmamoğlu’nun misliyle geri döndüğünü ne çabuk unuttu? Karşısına çıkacak adaylar içinde en çok İmamoğlu’ndan korktuğu için önce onu yolunun üzerinden çekmek istedi. Bir de tabii kindar olduğu için İstanbul içinde bir yara. Ama asıl neden İBB kaynakları ve olanaklarının üzerine çökmek ve bunları seçimde kullanmak değil mi? Tevfik Göksu şimdiden ellerini ovuşturuyordur!

Ama İmamoğlu da kolay lokma değil, o da Karadenizli, o da inatçı, o da iyi hatip, o da bazı açılardan benzer profil. Üstelik o da çok seviliyor. Öyle bir bilendi ki kolları sıvayıp “Gençliğimiz var; her şey çok güzel olacak” demeye başladı bile. RTE kendi kazdığı kuyuya düşebilir. Cumhurbaşkanlığı adaylığına göz diktiğini iki gündür çok açık belli etti. Saraçhane’de, İstanbul’a değil, bütün Türkiye’ye seslendi. Bana öyle geliyor ki biz kendimize yeni bir belediye başkanı bakmaya başlamalıyız. Çok riskli ve mayınlı bir yol ama RTE, ekarte edeyim derken İmamoğlu’nu açık oynamaya teşvik etmiş oldu.

Kötü senaryoya göre ise Soylu ve RTE, oyunu sonuna kadar hukuk dışında oynayacak, HDP’lilere yapıldığı gibi istinaf ve Yargıtay jet hızıyla karar verecek ve İmamoğlu görevden alınacak.

Kaybeden yine de iktidar olur: Çünkü adaletin olmadığı yerde iktidarlar değişir. Çünkü Adaletin olmadığı yerde ekonomi tökezler, sanayi durur. İşsizlik de artar, yoksulluk da; değişim talebi başlar. Bunlar gitmez demeyi bırakın, gitmeleri için oyunuza, adalete sahip çıkın. İlk hedef İmamoğlu, onu biz seçtik, İstanbul’un belediye başkanıdır ve kendisine “ahmak” diyene “Sensin Ahmak” dedi diye bu görevi elinden almak bizi ahmak yerine koymaktır!


YAZGÜLÜ ALDOĞAN İsimli Yazarın Diğer Yazıları