Ekonomi ferman dinlemez!

Okunma Sayısı: 5828    |    Yazı Tarihi: 17.12.2020


Meclis’ten kaldır parmak, indir parmak istediğiniz yasayı çıkarır, “Devrim yaptık” diyebilirsiniz. Baktınız yasanın her tarafı dökülüyor, yeniden yasa yapıp “Bir devrim daha yaptık” diyebilirsiniz.

Yargıda kritik yerlere atama yapıp istediğiniz kararı çıkarabilirsiniz. Sonra da “Bağımsız yargı karar veriyor, biz ne yapalım” diyebilirsiniz.

Dış politikada dünya sizi övüyorsa, “Herkesi dize getirdik, dünya bize hayran” havası atabilirsiniz. İşler terse dönüp herkes size karşı çıktığında, “Dünya bizi kıskanıyor. Çekemiyorlar” diyebilirsiniz!

Siyasette attığınız her adımın bir tarifi vardır. “Demokrasilerde çareler tükenmez” diye başlayıp yeni umutlar üretebilirsiniz.

Hatta rakamlarla da oynayabilirsiniz. Nüfus artarken hem istihdamın azaldığını hem de işsizliğin azaldığını iddia edebilirsiniz.

Ancak ekonomi öyle değildir. Kanun hükmünde kararname çıkararak ekonomiye hükmedemezsiniz. Korkutarak üretimi artıramazsınız.

***

Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal, dün ilk kez kamuoyu önüne çıktı. Gelinen iflas noktasını ekonomi terimleriyle açıkladı. Ağbal’ın açıklamalarını Türkçeye çevirince tablo çok net görünüyordu.

Dedi ki:

“Enflasyonun hızla aşağı doğru çekilmesi için sıkı duruş göstereceğiz, tek haneye indireceğiz. İhtiyatlı, basiretli bir para politikası duruşu göstermenin önemli olduğunu düşünüyoruz.”

Demek ki hayli yüksek bir enflasyon var, indirmek lazım. Nasıl? Sıkı duruşla. Bu kadar anlamlı bir enflasyon mücadelesine tanık olmadık. Hiç değilse, “faiz sebep, enflasyon sonuç” demeyi bırakmışlar.

Enflasyon her haneye inmiş, hâlâ tek haneden söz ediyorlar.

Dedi ki:

“Merkez Bankası olarak döviz alım satımı yapmayacağız…”

Demek istiyor ki hazine tam takır, kuru bakır. Rezervlerin eksiye inmiş olmasının getirdiği çaresizlik içindeyiz…

Dedi ki:

“Ters dolarizasyon ikamesi gelişmelerini yakından izleyeceğiz…”

Halkın yüzde 60’ı birikimini dolar-Avro cinsine çevirmiş. Yerli ve milli hükümetin Türk Lirası’nı koruyamayacağını düşünmüş; sen bunu yakından izlesen ne olur uzaktan izlesen ne olur? Hiç izlemesen belki daha iyi olur!

***

Aslında Ağbal, “Parayla oynayarak bu kadar” demek istedi.

Zira asıl olan üretim ekonomisi, halkın ekonomisi…

AKP’nin 2011 yılında ortadan kaldırdığı Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşarlığı kimliği ile öne çıkan CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici uyarıyor:

“Toplumun bütün kesimlerini vuracak 1929 benzeri bir ekonomik buhran geliyor…”

İş insanı Bekir Okan, “1972’den beri iş hayatının içindeyim” diyor, uyarıyor:

“Türkiye’de yaptığınız plan tutmuyor, yatırım ortamı yok…”

Sendikalar uyarıyor:

“Asgari ücreti belirlemeden önce halkın içinde dolaşın… Bugünkü asgari ücretle 4 kişilik aile karnını bile doyuramıyor…”

Bütün bunlara iktidarın karşılığı şunlar oluyor:

“Kuru ekmek yiyorlarsa aç değiller…”

“Türkiye’de yoksulluk bitmiştir…”

Aslında bunu söyleyen iktidar bitmiştir!

Buna karşılık Saray ekonomisinde “itibardan tasarruf olmaz” anlayışı devam ediyor. Bütçe zaten Saray kesesi olmuş. Üstüne bir de örtülü ödenek var. Sadece kasım ayındaki örtülü ödenek harcaması 280 milyon lira. Bu rakam AKP’den önceki 4 hükümetin 15 yıllık harcamasından daha fazla.

Bir yanda kuru ekmek, bir yanda milyonlarca örtülü ödenek…

Bu uçurum ferman dinlemez!


MUSTAFA BALBAY İsimli Yazarın Diğer Yazıları