Bir millet nasıl soyulur!

Okunma Sayısı: 789    |    Yazı Tarihi: 24.06.2024

Eskileri yetmedi şimdi yeni yeni vergiler geliyor. Fısıltı o kadar fazla ki, henüz net bir bilgi yok. Sadece topluma hazır olun soyulacaksınız deniliyor.

Soyulmak kelimesini bilinçli kullanıyorum. Ve şimdi o kelimeyi geniş şekilde izah edeceğim.

Verginin iki ana yönü vardır: İlk yönü tahsilat yani kamusal hizmetleri sunmak için gerekli kaynakların özel ekonomiyi çökertmeden alınmasıdır.

Özeti şudur: O kaynağı özel sektör kullanırsa ekonomiye nasıl katkı sunar, yok devlet alırsa ülkeye nasıl katkı sağlar?

Diyelim ki, A kişisinden ve/veya B şirketinden vergi alıyorsunuz. O vergiyi almazsanız o A kişisi ve/veya B şirketi ülkeye daha büyük katkı mı sağlar? Eğer cevabınız evet ise o vergiyi almamalısınız.

Şimdi örneği devam ettirelim: -A- kişisi zar zor geçiniyor ve evladını okutmak istiyor. Ama vergi yükünden dolayı belki de gelecekte ülkeye büyük katkı sunacak o evladını okutamayacak. İşte burada o A kişisinden vergi almak ve evladını okuyamayacak durumda bırakmak ülkeye hizmet değil, ihanettir… Net.

Devam edelim: O dar gelirli A kişisinden vergi alıyor ama yöneticileriniz “İtibardan tasarruf olmaz” diyerek zevk-ü sefa içerisinde yaşıyorsa o vergi yine ülkeye ihanettir… Net.

***

Şimdi şirkete gidelim. O -B- şirketi elde ettiği kaynaklar ile üretim-istihdam-ihracat yapıyor ve çalışanlarını mutlu ediyorsa o -B- şirketinden vergi almak da ülkeye zarardır.

Sizler verimsiz kamu şirketlerini özelleştirerek toplam verimliliği artırmayı amaçlarken vergi yolu ile toplam verimliliği düşüremezsiniz. Bu olamaz.

Burada verginin ikinci yönü; yani kamu harcamalarının verimliliği devreye giriyor.

Oysa rant üzerine dayalı, çılgın tüketime alışık, kamu kaynaklarından hoyratça beslenen kesimler asıl vergiyi ödemek zorunda.

Bir örnek vereyim: YSS Köprüsü ihale edildi. YAP-İŞLET-DEVRET yöntemi ile KÖİ ihalesi 2013 yılında yapıldı. 10 yıl 2 ay 20 gün sonra YSS Köprüsü devlete devredilmeliydi. Yılda ilk başta 825 milyon dolar Hazine garantisi verilmiş ve yapım maliyeti 3,3 milyar dolar olarak açıklanmıştı.

29 Mayıs 2013 temel atıldı ve işlem başladı: 10 yıl 2 ay 20 gün ekleyin: 19 Ağustos 2023’de YSS Köprüsü devlete geçmeliydi… Ama TC Devleti o köprüyü devralmadı ve hala yılda 1 milyar dolar civarında Hazine garantisi devam ederek KÖİ müteahhidi sefasını sürdürüyor.

O işin aslında ilk ayağı da çok sakattı. Çünkü emsal köprülere göre o köprü çevreyolu ile en fazla 1 milyar dolarlık maliyet içerirdi. Ama 3,3 milyar dolar dediler… O da yetmedi 2023’de köprüyü devlete de devretmeyip hala 1 milyar dolar Hazine garantisinin üzerine yatmış durumdalar.

Aslında nerede ise bütün KÖİ işleri böyle. Yaklaşık 200 milyar dolarlık o KÖİ işleri ortada dururken, o KÖİ müteahhitlerine oluk oluk Hazine’den para akıtırken garsonun bahşişine göz koymak, motokuryenin vergisine akıl çalıştırmak vs başka bir şeydir.

Zaten fakirden alınan vergilerle zenginlere Hazine garantili yollar yapılmışken şimdi yine fakirin peşine düşmek başka bir akıldır.

YSS Köprüsü orada öylece duruyor… Aslında devletin olan o köprüyü alsanıza… Neden aklınıza gelmiyor.

***

Erdoğan çok fazla Turgut Özal ile anılmak isteniyor ama Erdoğan’ın tam karşılığı Tansu Çiller’dir.

Rahmetli Özal’ın ise tam zıttı olan bir Erdoğan vardır.

Özal, 80’lerde yüzde 10 vergi oranı ve yüzde 20 kamu yatırım oranı ile çalışıyordu. Oysa Erdoğan yüzde 25’lere varan bir vergi oranı karşısında yüzde 8,5-9,0 kamu yatırımı oranında çalışıyor.

Kısaca Erdoğan çok para topluyor ama nerede ise çerez parası kadar yatırımda bulunuyor.

***

Erdoğan çok vergi toplayınca kamusal hizmetler mi iyileşti?

Mesela eğitimde kalite mi arttı?

Mesela sağlıkta daha iyiye mi gittik?

Ya da adalette…

Adeta çöküş yaşayan bir ülkeyiz. Toplum daha çok vergi ödedikçe baskısı artan, kalitesi düşen bir kamu yükü karşımıza çıkıyor.

Yollarımız paralı, eğitimimiz paralı, sağlığımız paralı ama vergimiz daha çok olsun istiyorlar.

Kamuya bakın mesela, son 2-3 yılda kamu istihdamı ne derce yükseldi. Kamuya çok istihdam aldık ama kamu hizmeti mi iyileşti?

İşte o nedenle diyorum ki bu kamuya daha çok vergi verdikçe daha büyük baskı ve daha az kamu hizmeti alınıyor.

Adeta bir canavarı beslemiş oluyoruz. Hem de kendi elimizle beslediğimiz o canavar bizi yedikçe doymuyor ve yeni yeni yemler istemeye devam ediyor.

Bilin ki bunun sonu yok… Ve bugün ödediğimiz tüm faturalar 2018 sonrasının büyük yıkımının faturalarıdır. O dönem alkışlayanlara bir sorun bakalım, herkes memnun mu?




İBRAHİM KAHVECİ İsimli Yazarın Diğer Yazıları